728x90 Reklam Alanı
Bookmark Post in Technorati

728x90 Reklam Alanı
Bookmark Post in Technorati

Bu Romanda Biter Belki Birazdan



Zoruma gideni icime attim
Bitmesin diye bu büyü...
yüzüne vurmadim hatalarini
Seni bagrima bastim..kopamadim
Bile..Bile! Icime sinmeden
Ayrilamadim..!
Biz Kirlendik..
Sana da, banada eller dokundu
Azar..azar kaybettik birbirimizi
Gitmelerin korkutmuyor artik beni
Kokunu sök duvarlardan!
Bütün esyalarini topla!
Kapiyi hizli carp kararli olsun!
Yalin ayak kaldi bir sevdam daha
Kederim bana ders olsun..!




Bu nasil ayrilik..?
Bu nasil veda..?
Gözlerin kal diyor...dudaklarin git
Bakisin anahtar..sözlerin kilit
Ellerin ac diyor..dudaklarin git



Gidersen.. bir daha dönmeyecegim
Kalirsan.. kalbime yenilecegim
Cözemedim seni cözemedim..delirecegim
Gözlerin kal diyor..dudaklarin git




Ayrilik dönüsü olmayan bir nehir
Yalnizlik yikilmis bombos bir sehir
Kac sevda..kac sevda kül oldu böyle kim bilir
Gözyasin kal diyor..dudaklarin git



Duvardan insin mi resimlerimiz..?
Yabanci olsun mu isimlerimiz..?
Ya o dopdolu gecelerimiz..?
Anilar kal diyor..dudaklarin git




Bu romanda biter belki birazdan
Ne asklar yikildi gururdan..nazdan
Agliyor besteler yine hicazdan
Sarkilar kal diyor..dudaklarin git



Yine yokusa sürüyorsun herseyi...
Yine kandiriyorsun beni...
Ama unutma bu son sansimiz...
Seni unutmak icin son defa özlüyorum..!


Orhan Gencebay Bir Dilenciyim Senden Aşkı Dilenen






Sevmek çok zormuş

Sevilmemek çok zor
Sevdim ama sevildimmi
Bilemiyorum





Ağlamak çok zor
Ağlamamak çok zor
Ağlayamamak çok zor
Hergün seni kaderimden dileniyorum




Bir dilenciyim senden aşkı dilenen
Her fırsatta hor görülüp belki gülüp alay edilen
Bir dilenciyim geleceğini bilmeyen
Senden ne para ne pul nede acımanı bekleyen



Kırdım kırılmayan
Gururumu ve o çok değer verdiğim onurumu
Serdim yollarına ömür boyu beslediğim büyüttüğüm
Yaşatan umudumu
Bekliyorum hergün
Seni görmek için ve çizmen için kaderimin yolunu....




Beklemek zormuş
Sabretmek çok zor
Bekletilmek çok zor



Ömrümün her köşesinde seni bekliyorum
Aşk olmasaydı böylesine yanmazdım





Senden bir melek yaratıp secde edip kalmazdım
Ben ne dilenci
Ne de bir gurursuzum
Çok sevdiğim için böyle aşık böyle mutsuzum
Kırdım kırılmayan
Gururumu ve o çok değer verdiğim onurumu
Serdim yollarına ömür boyu beslediğim büyüttüğüm
Yaşatan umudumu
Bekliyorum hergün
Seni görmek için ve çizmen için kaderimin yolunu.......

Çığlıklarım Sardı Bu Kenti Duymuyormusun



Gelmeyişlerin tek kötü kaderiydi yalnızlığımın.


Bir alın yazgısı, kara bir dua gibi...
Tüm hücrelerime sen yazılmıştın yar.


Çoğalıyordun...



Bu çoğalışı durdurmak için yavaş yavaş öldürüyordum kendimi.

Sonra..



Sonrası mı? Aklıma her düşüşünde seninle birlikte yeni hücreler doğurdu bedenim.
Ölüm gecikti, sen çoğaldın, ben varoluşa tutundum... Yine, yeniden seni çizdim vücudumun her karesine...


Yorgunum...




Sokakların ihmale uğramış köşelerine yasladım sırtımı.
Önümden yaralanmış yürekler geçiyor ağır ağır. Gözleri kanlı bakıyor sokak çocuklarının, sokak kan kokuyor, ben içten içe kanıyorum...
Viran evlere sakladım ruhumu, beni vareden toprağa gömdüm aşkımı; yeşermesi için baharı bekledim; gelmedi. Seni yeniden yaşamak için bahar oldum...


Yıllardır bu köhne yaşama hapsolmuş gibiyim,
yıllardır bilmediğim suretinin hayalini çiziyorum


Gelmedin..



Gelmeyişlerin gelişlerini anlamsız kıldı. Ne büyük yanılgıymış yıllarca seni beklemek...



Ağlamaklı gülüşler gelip yerleşti dudağımın kenarına.
Bir kahkaha atsam gözlerim boşaltacak yüklerini biliyorum, bir yaş seli seni gözlerimden alıp tekrar tekrar yüreğime taşıyacak...
Sensizliğe giden seferin son neferiyim,yangın yeri çöllere sürgünüm; açlığa, sefalete mahkumum, sana susuzum...



Bir antik kent yalnızlığı benimkisi, bir ortaçağ haraplığı, bir karanlık dönem, bir illet; gelip beynime yerleşmiş.
Sensizliğe oynadığım tek kişilik bir oyun hayatım, sana söylediğim makamsız bir şarkı aşkım, uyaksız şiirimsin sen, parlak ciltli kitaplarım, kalemlerim, kağıtlarım...


Putlaşmış yazgılarını devirip hayatın sana koşuyorum. Ulaşılmazım oluyorsun; sevgim isyana dönüşüyor. Çığlıklarım sardı bu kenti duyuyor musun?



Gelmeyişlerin eksiltir beni


Eşkıya

Kaçağım eşkıya aşklar yaşarım durmadan
Kaşla göz dağla uçurum arası...
Konar göçerim...

Sürgünlüğümü yurtlamaz yerleşik sevdalar...
Sığsın isterler defnelerim küçücük saksılarıma
Yetmez dağ başlarının teslimiyeti istenir
Ya katli Ya ihanetim.....

Bilmezler bir başka bir yol olduğunu
Yani ben eşkiya
Her yanı pusu
Gözlerimde ki dumanlı dağlara sevdam





Zülfümde gölgeye sığınmam bundandır...
O zaman keyif çatarım silah diye sevdanın doruğuna
Buzullar erir nehirler yatak değiştirir
Sevdalarımı ışıklarında yıkarlar
Sonrada yürekleri seslerinde gürül gürül akarlar
Çıplak suretleri dağ başlarını resmeder
O dem iklim degişir güzün olur
Yüreğimden gayrısına sır vermediğim doğrudur
Kaçaklık bu hadi gel şahrudum
Dağlara gölge verelim...
Göğüsüm tahtasının altı ol
Yoksa vuracak beni hasretin bir tenhada
Yakışırmı bir kaçağa
Ecel eliyle ölmek...

Korkma Sevmem Seni Bir Daha - Gürkan Akan


Yollarım Adımlarına Toprağım Gölgene Hasret..
Sen Yeter Ki Çekip Gitme, Sevmem Bir Daha...



Anlam Veremiyorsun..
Belki De Anlamak İstemiyorsun..
Sen Olmayınca Yanmıyor Şehrin Işıkları
Dalgalar Sen Olmayınca Eskisi Gibi Vurmuyor Kıyıya
Odam Aydınlanmıyor../
Penceremi Açtığımda Kokun Ciğerlerime Dolmuyor..!
Anlam Veremiyorsun Biliyorum Yada Anlamak İstemiyorsun
Sen Olmayınca Güneş Açmıyor
Yere Düşen Tek Şey Gözyaşlarım Oluyor..
Sen Yeter Ki Çekip Gitme, Sevmem Bir Daha...



Korkma..
Duymazsın Sesimi
Avazım Çıktığı Kadar Bağırmak İstesem De..
Korkma..
/..Görmezsin Gözlerimi../
Gamzelerini Sürekli Görmek İstesem De
Gece Gibi Yumarım Gözlerimi..
Korkma..
His(s)etmezsin Nefesimi..
Dokunmadan -Eserim- Bir Rüzgar Gibi
Korkma..



Yüreğimi Bir Kayaya Bağlar..!
Atarım Uçurum Kenarından Aşağıya
Bir Daha Çık(maz) Karşına../
Sen Yeter Ki Gitme Sevmem Seni Bir Daha..


Gürkan Akan

Sen Karanlıktayken

Sen Karanlıktayken Ben, Geceyi Seviyorum,

Senin Olmadığın Akşamlarda Ömrüm Kısalıyor Sanki..
Onun İçin Bu Defa Az Kararttım Geceyi...Şimdi Ne Varlığın, Ne Yokluğun Belli.../
Bu Bulanık Siyah Hava, Seni Gizlemek..Ve Duymak İçin Yeterli..



Sana Dokunamadığım Akşamlarda, Bedenim Eriyor Sanki..
Kendime Yüklüyorum Bu Açlığın Kabahatini..
Sanki Varmışsın Da "Kızgınmışsın" Biraz Bana,
O Bahaneyle Uzak Duruyormuşsun..
..İstemiyorum Saçlarının Savrulmasını Rüzgarda..
Bu Sevdadan Benim Payıma Düşen, Zaten Fazla.




Senin Olmadığın Akşamları Takvimden Siliyorum..
Ömür Haneme Niye Yazsınlar Ki Yaşamadıklarımı..?
Senin Olmadığın Akşamlarda../..Fersiz Yanıyor Sokak Lambaları..
Ve O Geceler, Topluyorlar Dilencileri..
Ve Her Kahkaha Meyhanelerden Yükselen, "Anama Söver" Gibi..



Bir, İstanbul Değil, Sensiz Akşamlarda Sanki
Bütün Kentlerin Tutuluyor Dili / Öyle Gecelerde
Görmezlikten Geliyorum Çöp Kamyonlarının Kenti Kirlettiğini..
Cinsiyetler Kalkıyor, Yüzler Seçilmiyor, Herkes, Çarşı İznindeki
"Tek Tip Er" Gibi../..Bir Yakalasam Yaka Paça,
Zamanı Durduracağım..



Işıklandırılmış Vitrin Camları Ayna Olup Yüzüme Çarpıyor..Anladım;
Ben Sensiz Gecelerde Yaşlanıyorum../..En İhtiyarı Oluyorum Bu Kentin..
En Bilgesi, En Ağırbaşlısı../..Aşkın Olgunlaştırdığı
Suskun Bir Dervişim Şimdi.. Bir Sorsalar Rezil Olacağım..
..Ben Senden Başkasını Bilmem Ki...



- Senin Olmadığın Akşamlarda -
Ben Yapmışım Sanki Tüm Dünyanın İşini Yoruluyorum,
Sabaha Çıkmayacakmışım Gibi../.. Kör Olmak İçin Yarı Yarıya,
Gözümü Arabaların Farlarına Dikiyorum../.. Her Kadını Biraz
Sen Zannediyorum.
Senin Olmadığın Akşamlarda Ben, O An Adını Anmıyorsam Eğer,
..Koskocaman Susuyorum..




Senin Olmadığın Akşamlarda Ben, Siyaha Boyayıp Yüzümü,
Maske Yapıp Gecenin Karanlığını, Bir Affan Dede Bulup
"Satın Almak" İstiyorum "Çocukluğumu"
Senin Olmadığın Akşamlarda Geceler Uzun Sürüyor..
"Az Karanlığım" Gün Ağarırken Kapkara Oluyor../
Gözlerimi Kapıyorum../..Düşlerime Emanet Ediyorum Seni..



Senin Olmadığın Akşamlarda../..Daha Uzun Kalıyorsun Bende Böylece..
Senin Olmadığın Gecelerden Uyandığımda Dilimde Hep Aynı Cümle:
Senin
Olduğun
Karanlığı,
Sensiz
Aydınlıktan
-Daha Çok Seviyorum-

Tayfun Talipoğlu

Aşk Masala Vururdu Biz Düşerdik



Biz O'na hiç arkamızı dönmedik, ama Aşk ısrarla yüzümüze bakmıyordu...
Satırlarca gözyaşı biriktirmeyi aşktan sanıyorduk.
Kader aciz oyunlar kuruyor, yine de her oyunda kazanan oluyordu.
Kaç iklim gömdük bir yağmura?
Sağanaklar bizi bir türlü bulmuyordu.
Yitip gitmek üzereydik, Aşk inatla yüzümüze bakmıyordu.
Ve senin gözbebeklerinden ışığını çalmıştı eylül,
belki de küskünlüğü bundandı haziranın. Bilmiyorduk...



Dizlerimizin yaralarından, düşlerimizin yaralarını sarmaya vaktimiz olmadı bizim.

Hep aşka kalkıp, yüzsüzlüğüne düşüyorduk.

Usanmayı hatırlamıyorduk. Hep 1olmak için aldık nefesi,

oysa ikimizin gökyüzü farklıydı.

Senin gecen, benim sabahımı sevmezdi,

bende senin gecene yüzgörümlüğü yıldızlar çizmekten yorulmuştum.

Gel zaman-Git zamanlar hiç bitmezdi,
fakat biz ne gelebiliyor ne de gidebiliyorduk.
Yerimizde saymayı aşktan sanıyorduk,
Aşk yüzümüze bakmıyordu..
Şakası yoktu, hiçbir zamanda olmadı.
Ne zaman zorlasak, intiharları diziyordu sıra sıra aramıza,
birinden kurtulsak diğerinde ölüyorduk.
Gazetelerin 3. sayfa haberlerine bile yazılmıyordu adımız,
oysa biz ölmeyi de Aşktan sayıyorduk...



Aklı beş karış havada şehirlerimiz vardı bizim,
Seni alsa beni hep dışarıda unutuyordu sokakları.
Ve inan yalnızlık ikimize de hiç yakışmıyordu.
Ne zaman en masum gülüşün belirse yüzünde,
Aklın kız kulesine bakan o bankta oturuyordu.
Ve ben ne zaman yanına gelsem, o bank hep boş oluyordu.

İstanbul bizi aldatıyordu,

biz sayısız denklem kurup yine de bu aldanışa doğru cevabı veriyorduk.

Ama yanlışımız çoktu ve tabi ki yanlışların çokluğunda doğrunun bir hükmü kalmıyordu. İstanbul bizi aldatıyordu...

Biz Kız Kulesi'ne hiç gitmiyorduk..

Belki de sen hiç gülmüyordun, ben farketmiyordum.

Fena aldanıyorduk...




Ezeliydi düşmanlığımız. Ateşle barut misali.

Sen yandıkça ben kül olabiliyorken,

ben yanarken sen ateş olmayı seçiyordun ve düşmanlığımız bitmiyordu bir türlü.

Kendimizi yakmayı Aşktan sayıyorduk biz,

fakat o yüzümüze hiç bakmıyordu..

Ne zaman gözlerini ayırsan gözlerimden,

silahlarını kuşanıp dilinin ucundaki sözcüklerde pusuya yatıyordu..

ben vuruluyordum, masal kanıyordu, sen bilmiyordun....





Hiç unutmuyorum... Yağmurlu bir gecede, siyah elbisesiyle gelmişti bu masal.
Ayak bileğini burkmuştu
ve hafifçe topallıyordu.
Ağır aksak yaşamlarımıza topal bir çizgi çizmişti farketmeden.
Fahişeydi ruhu.
Bana giyinir sana soyunurdu..
Sen şefkatinle sahip olurdun ona, o şehvetiyle senin olurdu.
Hiçbir zaman "bizim" olmazdı.
Bunun hırsıyla her seferinde kendinden geçer, başka başka isimler fısıldardı kulağına.
Sevişmekten yorgun düşünce benim yüzüme saklardı,
aklamaya çalıştığı bedenini.
Ve senin cebinde biriktirmişti ihanetleri.
Sen gözlerime bakamazdın, ben de kırıklarım batmasın diye gözlerimi hiç kapatmazdım.



Yavaş yavaş elini eteğini çekti hayat, kavak yelleri yerini poyrazlara bıraktı. Uykularımız huzursuzdu, kırılıp dökülmelerimizin mecazi anlamı kalmamıştı ve tabiri caizimiz hala kayıptı. Sen susmuştun, ben avaz avaz koynundaydım kelimelerin. Tarifsizliği Aşktan sayıyorduk, bölük bölcük tutunuyorduk kıyılarına ama O ısrarla yüzümüze bakmıyordu...


Biz O'na arkamızı hiç dönmedik oysa...

Yüzümüz birbirine haramdı..

<%EntryDate%> - <%EntryTitle%>

Kategori: <%EntryCategory%>
<%EntryBody%>
Yorum (<%EntryCommentCount%>) :: Yorum yaz! :: Bağlantı