728x90 Reklam Alanı
Bookmark Post in Technorati

728x90 Reklam Alanı
Bookmark Post in Technorati

'Ne Mutlu Türküm Diyene' Yazıları Silinecek!

'Ne Mutlu Türküm Diyene' Yazıları Silinecek!



Cumhurbaşkanı'nın, 'Güzel gelişmeler olacak' açıklamasının detayları ortaya çıktı...

Bugün gazetesinden Bilal Çetin'in haberine göre; Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’ın Kürt sorununun çözümüne yönelik yaptıkları açıklamalarının çerçevesi netleşmeye başladı.

İşte barış için atılacak adımlar...





Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Kürt sorununun çözümüne yönelik olarak "Güzel gelişmeler olacak" açıklamasının detayları günden güne netleşmeye başladı. Devlet kurumlarının üzerinde çalıştığı "Kürt açılımı" ile yıllardır yaşanan Güneydoğu sorununun kökünden çözülmesi planlıyor. "Kürt açılımı" konusunda Cumhurbaşkanlığı başta olmak üzere hükümet, Genelkurmay ve MİT ile devlet kurumları arasında uyum olduğu belirtiliyor.

ORKESTRA ŞEFi CUMHURBAŞKANI GÜL

Kürt açılımı konusundaki çalışmaların Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün başkanlığında yürütüldüğü belirtiliyor. "Kürt açılımı" konusunda Abdullah Gül'ün konumu "orkestra şefi" olarak nitelendiriliyor.

1-Temel şart silah bırakma

Kürt açılımı yapılmasında öncelik PKK'nın silah bırakmasına veriliyor. PKK Kongre-Gel 1 Haziran'a kadar silah bırakma kararı alırken, 1 Haziran'dan sonra bu tutumunu devam ettirip ettirmeyeceği açılımın geleceğini etkileyecek. PKK'nın tümüyle silah bırakması halinde Kürt açılımının adım adım hayata geçirileceği belirtiliyor. Açılımın hayata geçirilmesi konusunda zaman kaybedilmeyeceği de ifade ediliyor.

2-220'ye işlerlik kazandırılacak

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, TCK'nın 220. maddesine işlerlik kazandırılmasını gündeme getirmişti. Dağdakilerin indirilmesi için aileleri ile görüşmeler yapılarak TCK'nın 220. maddesinden yararlanmaları sağlanacak.

3-Öcalan'a tecrit bitecek

Kürt açılımında birçok madde bulunuyor. PKK elebaşısı Abdullah Öcalan'a İmralı'da uygulanan tecrit kaldırılacak. Öcalan'ın yanına 5-6 mahkum gönderilerek tecrit sona erdirilecek. Avrupa Birliği tarafından hazırlanana raporlarda da Öcalan'ın tecrit edilmesi eleştiriliyordu. Adalet Bakanlığı tarafından İmralı'da yeni cezaevi inşaatına başlanmıştı.

4-Yurtdışındaki Kürtler'e vatandaşlık


Avrupa'da yaşayan ve Türk vatandaşlığından çıkartılan binlerce Kürt kökenliye yeniden Türk vatandaşlığı verilecek. Teröre bulaşmadığı ve silaha sarılmadığı tespit edilen Kürt vatandaşlara Bakanlar Kurulu kararıyla yeniden vatandaşlık verilecek.

5-Bölge vatandaşına şefkat

"Kürt Açılımı'nda Güneydoğu'daki vatandaşlara şefkatle yaklaşılması da yer alıyor. Hakkari'deki gösteriler sırasında Seyfi Turan isimli çocuğun polis tarafından dövülmesi nedeniyle Hakkari Valisi Muammer Türker'in emriyle polis anında açığa alındı. Olayın ardından 100. Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi'nde tedavi altına alınan Seyfi Turan'ı Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Yurdaer Olcan ziyaret etmişti. Polisin ve askerin bu tavırlarının bölge vatandaşlarına şefkatle yaklaşılmasının ilk adımları olduğuna dikkat çekiliyor.

6- Kürtçe engeli kalkacak

Kürtçe kullanımının önündeki engeller kaldırılacak. Kürtçe köy isimlerinin yeniden verilmesinin ardından çocuklara Kürtçe isim konulması sürprizi de gelecek. Televizyonlarda Kürtçe yayın yapılması tamamen serbest bırakılacak. Cezaevlerindeki vatandaşların telefonda Kürtçe konuşmalarının önündeki yasak da yapılacak tüzük değişikliği ile kaldırılacak. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan tüzük değişikliği Başbakanlıkíta bekletiliyor. Özellikle Güneydoğu'daki bazı dağlara "Ne Mutlu Türküm Diyene" yazıları yazılırken, bu yazıların silinmesi sağlanacak. Bu yazıların büyük çoğunluğunun askeri bölgelerde yazılı olduğuna dikkat çekiliyor.

Kaynak

Prof. Dr. Türkan Saylan'ı Kaybettik | Prof. Dr. Türkan Sayla



İşte Saylan'ın ödüllerle dolu yaşamı..




1944 - 1946 yıllarında Kandilli İlkokulu ve 1946 - 1953 yıllarında Kandilli Kız Lisesinde okumuştur. 1963de İstanbul Tıp Fakültesini bitirmiştir. 1964 - 1968 yılları arasında Sosyal Sigortalar Nişantaşı Hastanesinden Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanlığını almıştır. 1968 yılında İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalında Başasistanlığa başlamıştır. 1971de İngiliz Kültür Heyetinin bursuyla İngilterede ileri eğitim görmüş, 1974 de Fransada 1976da yine İngilterede kısa süreli çalışmalar yapmış, 1972de doçent, 1977de profesör olmuştur.

1976 yılında lepra (cüzzam) çalışmalarına başlamış, Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfını kurmuştur. 1986da kendisine Hindistanda "Uluslararası Gandhi Ödülü" verilmiştir. 2006 yılına kadar Dünya Sağlık Örgütünün Lepra konusunda danışmanlığını yapmıştır. Uluslararası Lepra Birliğinin (ILU) kurucu üyesi ve Başkan yardımcısıdır. Avrupa Dermato Veneroloji Akademisinin ve Uluslararası Lepra Derneğinin üyesidir. Dermatopatoloji Laboratuvarının, Behçet Hastalığı ve Cinsel İlişkiyle Bulaşan Hastalıklar Polikliniklerinin kurulmasında yer almıştır.

1981-2002 yılları arasında 21 yıl, gönüllü olarak Sağlık Bakanlığı İstanbul Lepra Hastanesi Başhekimliğini yapmıştır. 1982 - 1987 yılları arasında, İstanbul Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanlığını, 1981 - 2001 yılları arasında İstanbul Tıp Fakültesi Lepra Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğünü yürütmüştür. Aynı kliniğin öğretim üyesi olarak 2002 yılı sonuna kadar çalışmış ve 13 Aralık 2002 tarihinde emekli olmuştur.

1989da, bir grup Atatürkçü aydın tarafından devrim yasalarını ve laik düzeni koruyup geliştirmek amacıyla oluşturulan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinin (ÇYDD) kurucularındandır ve halen Genel Başkanlığını yürütmektedir. 1990da oluşan "Öğretim Üyeleri Derneği"nin kurucusudur ve ilk dönem II. Başkanlığını yapmıştır. 1990da oluşturulan "İÜ Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi"nin kuruluşunda görev almış ve 1996ya kadar Müdür Yardımcılığı ile Kadın Sağlığı derslerinin koordinatölüğünü yapmıştır.

1995'de mezun olduğu lise için oluşturulan Kandilli Kız Lisesi Kültür ve Eğitim Vakfı (KANKEV) nın ve 1995de kurulan Türkiye Çağdaş Yaşamı Destekleme Vakfı (TÜRKÇAĞ) nın kurucusu ve başkanıdır. Birçok mesleki ve sosyal derneğin üyesidir.
1996da İstanbul Üniversitesi kendisine "Atatürk İlke ve Devrimleri" ödülünü vermiştir. İngiltere dermatologlarının derneği olan Dowling Kulübü (1978) ve "Kuzey Amerika Klinik Dermatoloji Derneği" (1996) tarafından onur üyesi seçilmiştir. Bugüne kadar çok sayıda ödüle layık görülmüştür. "Atatürk İlke ve Devrimleri Ödülü" İstanbul Üniversitesi (1996) , "Ülkemizde Yılın Kadını Ödülü" (1990) , "Melvin Jones Ödülü" (1991) , "Atatürkçü Düşünceye Hizmet Ödülü" İncirli Lions (1996) , "Kuvayi Milliye Ödülü" Haliç Rotary (1997) , "Fahrettin Kerim Gökay Ödülü" Türk Lions Vakfı (1997) , "Türkiye Ziraatçiler Birliği Dayanışma Ödülü" (1998) , "75. Yıl Ödülü" Türk Kadınlar Birliği Şişli Şb. (1998) , "Uğur Mumcu - Muammer Aksoy Ödülü" ADD İstanbul Şubesi (1999) , "Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi Onur" Ödülü" (2000) , İtalya "Foyer des Artistes Kurumu Ödülü" (2001) , Cüzzamlı Hastalara verdiği uzun süreli hizmet ve getirdiği bakış açısı nedeniyle "Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği 2001 Yılı Ödülü", "Atatürk Ödülü" Amerika / Atatürk Topluluğu (2001) , "Sanat Kurumu Onur Ödülü" (2002) , "Atatürk / Çağdaşlık Ödülü" Dünya Atatürkçü Kuruluşları (10 Kasım 2003) , "Üstün Hizmet Ödülü" Yıldız Teknik Üniversitesi (2004) , eğitime yaptığı katkılar nedeniyle "Eğitim Ödülü" TED Koleji, "kendinden once hizmet" ilkesine örnek davranışı nedeniyle "100. Yıl Mesleki Başarı Ödülü" Rotary Kulübü, "İnsan Hakları Ödülü" İzmir Karşıyaka Belediyesi (2004) , "Türkiyenin En İyi Eğitimcisi" Ödülü - Tempo Dergisi (2004) , Kültür Üniversitesinin İstanbul genelindeki üniversitelerin öğrenci ve öğretim üyeleri arasında yaptığı anket sonucunda "Yılın En Yürekli Kadını Ödülü" (2004) , "Puduhepa Ödülü" - Adana Kütür Sanat Derneği (2005) , "Meslek Hizmetleri Ödülü" Ankara Emek Rotary Kulübü (Ekim 2005) , "Toplumsal Barış Ödülü" Barış Radyo, "İnsan Hakları, Demokrasi, Barış ve Dayanışma Ödülü" - SODEV Sosyal Demokrasi Vakfı (2005),"İyi Kalpli Ol Ödülü" Türk Kalp Vakfı (2006) , "Yılın Başarılı İş Kadınları Ödülü" Dünya Gazetesi (2006) , "ÇEK Eğitim Ödülü", Çağdaş Eğitim Kooperatifi (2006) .
Gönüllü kuruluş olarak; ÇYDDnin Genel Başkanlığını, TÜRKÇAĞ ve KANKEV Vakfı Başkanlığı ile Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı Başkanlığını, sürdürmektedir.
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından 31 Mart 2000 tarihinde Sosyal Hizmetler Danışma Kurulu üyeliğine seçilmiştir.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından 2 Şubat 2001de YÖK üyeliğiyle görevlendirilmiş ve bu görev Şubat 2007de bitmiştir.

2003 - 2004 arasında Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu üyeliği ve İstanbul İl İnsan Hakları Kurulu üyeliklerinde bulunmuştur.
2005 yılı başı olarak, toplam 440 yayını bulunmaktadır. Bunların 50si yabancı dergilerde yayınlanmış tıbbi çalışmaları, 204ü tıbbi, sosyal ve siyasal içerikli gazete makaleleri, 186sı ise Türkçe tıbbi dergilerde ve kongre kitaplarında yayınlanmış araştırma, derleme ve olgu bildirimleridir.

2si kitap, 3ü seminer kitabı olmak üzere 5 yayını editör grubunda yer almıştır. 1. Basamak Sağlık Hizmetlerinde Deri ve Zührevi Hastalıklar El Kitabı adlı ve 5 baskı yapan ders kitabı, makalelerini içeren ve üç baskı yapan Cumhuriyetin Bireyi Olmak, çocukluk yaşamını anlatan ve 4 baskı yapan "AT KIZ", son yazılarının toplandığı ve 2003de yayınlanan Cumhuriyetin Bireyi Olmak II, 2004te Mehmet Zaman Saçlıoğlunca kaleme alınıp T. İş Bankasınca bastırılan, yaşamının öyküsünü içeren ve altı baskı yapan Güneş Umuttan Şimdi Doğar, 2006da yayınlanan Cumhuriyet Radyoda konuklarıyla yaptığı söyleşilerden oluşan "Geçmişten Geleceğe Radyo Cumhuriyette Çağdaş İnsan Söyleşileri" olmak üzere altı kitabı yayınlanmıştır. 2005de Cumhuriyetin Bireyi Olmak I ve II, son dönem yazıları da eklenerek genişletilmiş ve birleştirilmiş baskı şeklinde yayınlanmıştır. Zehra İpşiroğlunun Türkan Saylanla yaptığı, uzun zaman dilimini içine alan bir söyleşiyi kapsayan kitap Yapıcılığın Gücü 2006da yayınlanmıştır.
14 Nisan 2007 Ankara-Tandoğan ve 29 Nisan 2007 İstanbul-Çağlayan mitinglerinin organizasyonunda ve icrasında bulunmuştur.
Biri grafiker diğeri hekim iki oğlu ve iki torunu vardır.

Kurtların avlanmadaki tekniği ve disiplini..

Kurtların avlanmadaki tekniği ve disiplini..


Avlanma tekniği en gelişmiş hayvan türlerinden biridir kurtlar. Teknik diyoruz çünkü halk arasında ağızdan ağıza çokça dolaştığı gibi önüne gelene saldırma yoktur. Ne vardır? Hayatlarının devamı için takdir edilen rolleri oynayan kurtlarda disiplin ve düzenli hayat vardır. İşte bundandır ki kurtlar rastgeldikleri sürüye rasgele saldırma yerine bu sürünün yaşlı güçsüz ve hasta kısacası sürüye artık ayak uyduramayan hayvanın izini sürer ve teknik bir şekilde avlarlar




Kanada’da bir televizyon ekibi tarafından kurtların misk öküzlerini nasıl avladıkları gözlenmiştir. Misk öküzleri günlerce kuzeye doğru giderken bir kurt sürüsü tarafından takip edilirler. Zaman zaman kurtların ufak çaplı manevraları olmakta ise de her defasında misk öküzleri kenetlenerek yekvücut olmaları sayesinde kurtulmayı başarırlar.




Fakat bir gün durumda ani bir değişme görülür. Tecrübeli bir dişi kurt sürüye yan taraftan hücum ederek kaçış istikametlerini başka yöne çevirir. Sanki sözleşmişçesine diğer kurtlar aynı yönde toplanıverirler. Sürüyü uzun süredir önde kovalayan yaşlı kurt yorulunca yerini hemen genç dinamik ve tecrübeli kurt alır çünkü bu daha önce sürüyü dikkatlice gözlemiştir. Sürünün kenarında seyreden ve çoğu zayıf ve artık hızlı koşamayan yaşlı hayvanlardan oluşan küçük grubu sürüden ayırmak üzere sürüye dalar. Bu aslında çok tehlikeli bir atılımdır. Çünkü bu esnada misk öküzlerinin çiftelerine yakalanmak da vardır. Bu ise ölümüne de yol açabilir. Genç kurt hamlesini başarıyla tamamlar ve izini sürdüğü bu küçük grubu sürüden ayırır.



Şimdi avlanmanın ikinci bölümüne sıra gelmiştir. Hazır bekleyen diğer kurtlar sanki sinyal almışçasına bu yorgun düşmüş zayıf hayvanları genç kurtla beraber kovalamaya başlar ve onları koşarken zorlanacakları belki de tökezlenip düşecekleri taşlı bir araziye doğru sürer. Sonunda genç kurt iyice takati kesilen yaşlı ve güçsüz hayvanı boynundan yakalar yere serer ve diğer kurtlar da gelerek kısa zamanda avlarını dikkatlice parçalayıp günlerce yakalamak için efor sarfettikleri avlarıyla rızıklanırlar. Demek ki sürüye ayak uyduramayanı da kurt hemen kapıverirmiş...


Her kurt sürüsünün avlanması bu kadar aynı olmasa bile genel hatlarıyla benzerlik görülür. Ancak burada gözlenen hadise kurtların avlanma sanatını göstermesi bakımından bilhassa dikkat çekicidir. Burada tek kelimeyle emsalsiz bir işbirliği ve ekip ruhu sergilenmektedir


LİDERE İTAAT


Bir kurt sürüsü yaklaşık olarak yedi ila yirmi adet kurttan meydana gelir. Sürünün biri erkek diğeri dişi iki lideri vardır. Avdan sonra önce erkek lider karnını doyurur diğerleri sabırla bekler. Çünkü lider kurt yediklerinin bir kısmını yavruları beslemek üzere tekrar çıkaracaktır. Çıkarılan bu etler kısmen sindirilmiş olduklarından yavrular bunu kolayca yer ve hazmederler.



Erkek lider erkek kurtların dişi lider de dişi kurtların en kuvvetlisidir. Erkek ve dişi kurtlar sürüde eşit şartlar altındadır. Fakat bu eşitliğin yanı sıra sürüde hiyerarşi hakimdir. Her sürünün yaşayıp avlandığı belli bir bölgesi vardır. Sürü birlikte avlandığı gibi kendi bölgelerine başka sürüleri katmayabilirler de. Sürüdeki her kurda kabiliyetine göre görev verilir. Korkak olanların bile yapacağı çok önemli görevler vardır.




Sürünün liderlerine karşı görev ve sorumlulukları olduğu gibi liderin de sürüye karşı sorumluluk ve vazifeleri vardır. Liderin vazifeleri arasında en başta sürüsü için kendini feda etmek gelir. Mesela avcılar tarafindan kovalanmakta olan sürüyü kurtarmak için lider geride kalarak avcıları oyalar ve gerekirse kendini feda eder. Buna karşılık sürüdeki bütün kurtlar lidere itaat etme durumundadırlar. İyi beslendikleri ve topluluğa uyum sağlayabildikleri sürece normal olarak hiçbir kurt sürüsünü terketmez. Fakat bir gün bir erkek veya dişi kurt lider olmak isteğiyle sürüyü terkeder ve kendine bir bölge ve eş arar. Bu istisnai yani binde bir meydana gelen hadisedir. Genellikle hiçbir kurt ölünceye kadar sürüsünden ayrılmaz. Bundan dolayıdır ki özellikle av bakımından zengin bölgelerde yaşayan sürülerde kurt sayısı 30’lara kadar çıkabilir.
Resim boyutu değiştirildi. Resmin tam boyunu görebilmek için buraya tıklayın. Resmin Orjinal boyutları 800x431 px Ve Boyutu 39KB.



Liderler yaşlanıp sürüyü eskisi gibi disiplinli ve mükemmel yönetemeyecek duruma gelirse sürü bunu hemen hisseder. Bu durumda sürünün en güçlü erkek ve dişi kurdu liderlik görevini normal bir şekilde devralırlar. Liderlikten ayrılan kurtlar ise kaderlerine küsmeye yeltenmez isyan da etmezler. Eski liderler halefleri tarafından aşağılanıp hor bakılmaz ve itilip kakılmaz. Bunlar sanki önceden lider değilmiş gibi sürünün sade birer üyesi olarak yeni liderin yavrularının bakım ve gözetimini üstlenirler bununla birlikte avlanma esnasında diğer kurtlar gibi kendilerine düşen görevi yapar rollerini güçleri elverdiği sürece oynarlar. Ne liderin sürüdekilere ne sürüdekilerin lidere ne de sürüdekilerin birbirlerine karşı bencillik ihtiras ihanet ve bozgunculuk kin ve düşmanlıkları yoktur. Görevleri sona erene kadar koşturur tek başlarına hareket etmekten kaçınır ve hep topluluk halinde bulunur hayatlarını sürdürürler

Ege'deki Adalar Bir Bir Elden Gidiyor !

Ege'deki Adalar Bir Bir Elden Gidiyor !


Türk topraklarının, yabancı bankalar tarafından ipotek altına alındığını belirten Tapu ve Kadastro eski Genel Müdür Yardımcısı Orhan Özkaya, şimdi de adaların tek tek elden çıktığını söyledi. Cumhuriyet gazetesinden Işık Kansu'ya konuşan Özkaya, şunları söyledi:İstanbul Tuzla'nın karşısında bulunan ada ünlü bir işadamı tarafından satın alındı ve bir belde inşa ettirildi. Göcek'te Domuz Adası, Kınalı Ada'nın karşısındaki Kaşık Adası, Bodrum'un karşısındaki Apostrol Adası, daha önce Uzanlar'a ait olan Göcek'in karşısındaki Zeytin Adası TMSF tarafından 2005'te binlerce zeytin ağacı, akarsular, ormanlar, tepelerle birlikte bir başka ünlü işadamına devredildi.

Yasal Bir Engel Yok

Dikili'nin Bademli Koyu'ndaki 358 dekarlık Garip Adası'nın satışından 25 milyon dolar beklenmekte. Adanın karşısındaki Midilli halkının aralarında para toplayarak satın almaya hazırlandıkları ileri sürülmüş; daha sonra bu haberler doğrulanmamıştı. Ancak böyle bir girişim için yasal hiçbir engel bulunmuyor. Çünkü, Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilip yeniden çıkartılan Yabancılara Mülk Satışı Yasası bu olanağı vermektedir. Bodrum açıklarındaki Kıstak Adası-Eşek ya da Orak Adası da denilen ada, bir yabancı emlak şirketi tarafından satılığa çıkartıldı.Özkaya konuşmasını şöyle sürdürdü:

Yabancılar Rant Peşinde

Ayvalık'a 400 metre uzaklıkta bulunan, içinde yüzlerce zeytin ağacıyla birlikte satılığa çıkarılan 27 dekarlık Çiçek Adası da elden çıkmak üzere. Bütün bu alanlar kısa sürede, Arap ve Avrupa sermayesinin ilgisini çekecek. Suudiler doğal tarım yapmak için bu adaları son derece uygun bulacaklardır. Yabancı emlak şirketlerinin reklam ilanlarında, son derece çarpıcı içeriklerle bu büyük rantın kapılarının ardına kadar açıldığı görülmektedir.

Mülteciliğe Doğru

Orhan Özkaya, yakın geleceği tanımlarken de şu açıklamayı yaptı: Halkımızın toprakları yabancı bankalar tarafından ipotek altına alındı. Traktörleri, hayvanları, tarladaki ürünü, evinin eşyaları haczedildi, evi barkı elinden çıktı. İşler mülteciliğe doğru gidiyor.Toprak orada duruyor, yabancılar sırtlanıp da mı gidiyor?Diyenler, Türk halkının dengini sırtlanıp gitmesine yol açmak üzere...




12.05.2009 Saat : 12:56
Haber Kaynağı :
YENİÇAĞ GAZETESİ

Korkulan Oldu, Virüs Çin'e de Sıçradı

Korkulan Oldu, Virüs Çin'e de Sıçradı

Çin'de, domuz gribi olarak da bilinen H1N1 virüsüyle ilgili ilk vaka doğrulandı.

Xinhua ajansının Sağlık Bakanlığı yetkililerine dayandırarak verdiği haberinde, ülkenin güneybatısında yer alan Sichuan bölgesindeki bir kişinin H1N1 virüsü taşıdığının belirlendiği, bunun ülkedeki ilk doğrulanmış H1N1 vakası olduğu kaydedildi.

Çin'de, domuz gribinin ortaya çıkmasından sonra bir dizi önlem alınırken, son olarak dün ABD'den Tokyo bağlantılı olarak Pekin'e gelen bir uçaktaki 150 yolcunun 130'dan fazlası karantinaya alınmıştı.

Kaynak

'Sizin Gibi Aydının 7'den 70'ini' | İsmail Türüt





İsmail Türüt, çok tartışılan Dink türküsünün ardından bu kez aydınlar için bir şiir yazdı!

Karadenizli şarkıcı İsmail Türüt, katıldığı bir programda aydınlara yönelik ağır dizeler içeren bir şiir okudu. Türüt, aynı programda Hrant Dink cinayetini övdüğü ve halkı düşmanlığa tahrik etmekten yargılandığı ‘Plan yapmayın plan’ türküsünün de nakaratını değiştirerek ‘Vatan satsa bir kişi, leşi serilir leşi’ dedi.

İsmail Türüt, Rize’den uydu aracılığıyla ulusal yayın yapan Kaçkar Televizyonu’nun düzenlediği ve İstanbul’dan canlı olarak yayınladığı müzik eğlence programına katıldı. Türüt, burada Türkiye’deki aydınlara hitaben yazdığını söylediği şiiri okudu.


Türüt’ün şiiri şöyle:

Sahte aydın gömleği giyenler kulak versin
Mesul diyen şu halkı yiyenler kulak versin
‘Hepimiz Ermeniyiz’ diyenler kulak versin
Kıbleye karşı yaptı alayınız çişini
Sizin gibi aydının 7’den 70’ini

Alayınız Nobellik bir Orhan Pamuk’sunuz
Ve hatta bana göre ondanda yamuksunuz
Türk’ün canı yandı mı, gözleri yumuksunuz
Kör olur görmezsiniz, Ermeni’nin geçmişini
Sizin gibi yazarın 7’den 70’ini

Meşhur bir Atasözüdür, domuz gönü post olmaz
Ermeni’den dost olur ama sizden dost olmaz
Bir ülkede ihanet bu kadar serbest olmaz
Ah dostum bulmak zor Türkiye’nin eşini
Sizin gibi aydının 7’den 70’ini.

Obama: Osmanlı Ermeni Katliamı Yaptı, 'Soykırım' kadar a

'Soykırım' kadar ağır sözler

ABD Başkanı Obama Türkiye ve Ermenistan'da merakla beklenen 24 Nisan açıklamasını yaptı


ABD Başkanı Barack Obama, 24 Nisan başkanlık açıklamasında, 1915 Ermeni olayları için "soykırım" nitelemesini kullanmadı.

Barack Obama, 1915 Ermeni olayları anma gününde yayımladığı açıklamada, "94 yıl önce, 20. yüzyılın en büyük katliamlarından biri başladı. Her yıl,Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerinde 1.5 milyon Ermeni'nin katledilmesi veya ölüme yürümesini anıyoruz" dedi.

Obama, soykırım sözünü kullanmadı ve Türkçe'ye "büyük felaket" olarak çevrilen Ermenice "Meds Yeghern" sözüne yer verdi. Barack Obama, "Ermeni halkı bizim kalplerimizde yaşadığı gibi, 'büyük felaket' de, bizim anılarımızda yaşamalı" diye konuştu.

"Tarihin, çözülmedikçe ağır bir yük olabileceğini" ifade eden ABD Başkanı, açıklamasında, "1915'in korkunç olaylarının insanoğlunun kendi türünen insani olmayan tutumunun karanlık olasılığını hatırlattığını ve geçmişi gözden geçirmenin uzlaşma yönünde kuvvetli bir vaadi de içinde barındırdığını" bildirdi.

Obama, Türkiye'deki konuşmasında da söylediği gibi, 1915 olaylarına ilişkin görüşlerini tutarlı bir biçimde ifade ettiğini ve bu tarihe ilişkin görüşünün değişmediğini açıklamasında bir kez daha tekrarladı. ABD Başkanı, kendi ilgisinin, "gerçeklerin tam, samimi ve adil" olarak ortaya çıkarılmasında olduğunu kaydetti.

Barack Obama, Ermeni ve Türk halkları açısında bu yönde ilerlemek için en iyi yolun şimdi, ileriye gidebilme çabalarının bir parçası olarak, geçmişin gerçeklerine yanıt vermek

Obama, "Türk ve Ermeni halklarının, bu acılı tarih üzerinde dürüst, açık ve yapıcı bir biçimde çalışılması çabalarını kuvvetle destekliyorum. Ermeniler ve Türkler arasında ve Türkiye içinde cesur ve önemli diyaloglar gerçekleştiriliyor.

Aynı zamanda Türkiye ile Ermenistan'ın ikili ilişkilerini normalleştirme çabalarını kuvvetle destekliyorum" dedi.

ABD Başkanı, İsviçre'nin gözetimi altında iki hükümetin, bir çerçeve ve ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik yol haritasında anlaştıklarını belirterek, "Bu ilerlemeyi takdir ediyorum ve iki hükümete de sözlerini yerine getirmeleri çağrısında bulunuyorum" ifadesini kullandı.

Obama, "Ermenistan ve Türkiye birlikte barışçı, üretken ve refah içinde bir ilişki kurabilir. Ve birlikte, Ermeni ve Türk halkları, kendi ortak tarihlerini kabul edip, ortak insanlıklarını kabul ettikleri zaman daha güçlü olacaklardır. Hiçbir şey, 'büyük felaket' ile kaybedilenleri geri getiremez" dedi.

Ermeniler'in son 94 yılda dinamizm, dayanıklılık ve yetenekleri sayesinde, kendilerini yok etmeye çalışanlara karşı direndiklerini belirten Obama, ABD'nin de, 1915'ten sonra bu ülkeye göç eden Ermeni asıllı Amerikalılar'ın topluma yaptığı katkılarla zenginleştiğini kaydetti.

Obama, "Bugün, dostluk, dayanışma ve derin saygı duygularıyla her yerdeki Ermeniler'in yanında duruyorum" ifadesiyle açıklamasını tamamladı.
Kaynak
olduğunu da dile getirdi.

<%EntryDate%> - <%EntryTitle%>

Kategori: <%EntryCategory%>
<%EntryBody%>
Yorum (<%EntryCommentCount%>) :: Yorum yaz! :: Bağlantı