728x90 Reklam Alanı
Bookmark Post in Technorati

728x90 Reklam Alanı
Bookmark Post in Technorati

BBP | Büyük Birlik Partisi

4. BÖLÜM


SOSYAL POLİTİKALAR

SOSYAL GÜVENLİK


Ülkemizde üç sosyal güvenlik kuruluşu olan; Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur birleştirilerek sosyal güvence şemsiyesi genişletilecek ve yaygınlaştırılacaktır.

Sosyal güvenlik, günlük siyasi politikaların etkilerinden kurtarılarak, ekonomik olarak güçlendirilecek ve sosyal güvenliğin yaygınlaştırılmasında özel sektörün etkin yeralması sağlanacaktır.

İş ve İşçi Bulma Kurumu; İstihdamı Geliştirme Müdürlüğü’ne dönüştürülecek, mesleki eğitim ve planlamaya öncelik veren bir kuruluş olacaktır.

Yurtdışında çalışan işçilerimizin hakları, karşılıklı olarak ikili ve uluslararası anlaşmalarla çift yönlü sosyal güvence altına alınacaktır.

Sosyal güvenlik şemsiyesi dışında bulunan tarım kesiminde çalışan insanlarımızın sosyal güvenliğe kavuşturulması için gerekli kanuni düzenlemeler yapılacak, gelecekleri devlet garantisine alınacaktır. Sosyal güvenlik şemsiyesi altındaki tüm insanlara en iyi sağlık hizmetleri sunulması için gerekli köklü iyileştirmeler yapılacaktır. Kadınlarımızın çalışma hayatına aktif olarak katılması için, geleneksel aile yapımıza uygun yeni kanuni düzenlemeler yapılacak ve çalışan kadın ile çocukların özel olarak korunması sağlanacaktır.

İŞSİZLİK SİGORTASI

İşsizlik sigortasının uygulamaya konulabileceği ekonomik ve sosyal bir yapının inşasından sonra, mutlaka işsizlik sigortası uygulamasına geçilecektir. Bu uygulamaya geçilirken kıdem ve ihbar tazminatı müesseseleri ile ahenk sağlanacak, işçi-işveren-devlet üçlüsünden her birine düşen sorumluluk, katılım ve fedakarlık güçlerine nispetle adil bir şekilde dağıtılacaktır.

SENDİKALAR

Sendikalar amaçladığımız sivil toplum düzeninin asli unsurlarındandır. Sendikalar, temsilcisi oldukları kesimlerin ekonomik hak ve çıkarlarını meşru bir zeminde koruyan ve geliştirmeye çalışan sivil toplum örgütlenmeleridir.

Sendikalar, sadece toplu-iş sözleşmesi yapan kuruluşlar olmaktan çıkarılıp daha geniş bir çerçevede üyelerinin iktisadi ve kültürel inkişaflarını sağlamaya çalışan kuruluşlar olmalıdır. Esasen işveren sendikaları üyeleri, işveren olmaları münasebetiyle tabii olarak bu imkana sahiptirler. İşçi sendikalarının ise üyelerinin iktisadi imkanlarını geliştirecek ve ticari örgütlenmeler yapmalarını temin edecek düzenlemeler yapması gerektiğine inanıyoruz. Memur sendikalarının kurulabilmesini ve sendikal haklarla donatılmasını savunuyoruz.

İŞÇİ - İŞVEREN - DEVLET

İşçi ve işveren kesiminin olduğu çalışma hayatında devletin rolü uzlaştırıcı ve düzenleyici olmalıdır. Çalışma hayatında devlet - işçi - işveren üçlüsünün birlikte politikalar üretmek ve uygulamasını sağlamak gerektiği görüşündeyiz.

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ DÜZENİ GREV VE LOKAVT

Toplu iş sözleşmesi yapma imkanını, çalışma hayatında ücretlerin belirlenmesi konusunda temel araç olarak kabul ediyoruz. Ancak kanuni süre içerisinde yenilenemeyen ve grev uygulamasına geçirilen uyuşmazlıklarda belirli bir süre devam eden grev neticesinde greve devam edilmesi ya da sona erdirilmesi konusunda işçilerin iradelerine başvurmayı katılımcı demokrasinin bir gereği olarak kabul ediyoruz.

Lokavtı, ancak grev uygulamasına karşı savunma aracı kabul ediyor, grev uygulamasına bağlı olmaksızın uygulamasını kabul etmiyoruz.

ÇALIŞMA HAYATI

Çalışma barışının sağlandığı bir ülke, sosyal devlet olma yolunda en önemli engeli aşmış demektir. Bu nedenle devlet, kanuni düzenlemelerle çalışanların haklarını koruyacak ve çalışma barışını oluşturacaktır.

Çalışma hayatının üç unsuru olan; devlet-işçi-işveren arasında koordinasyon sağlanacaktır.

Sendikal örgütlenme, Uluslararası Çalışma Teşkilatı (ILO)standartlarına uygun olarak düzeltilecek, emeğin karşılığının alın teri kurumadan alınması devlet güvencesinde olacaktır.

Çalışma hayatını tanzim edici milletlerarası sözleşmeleri sırf batı dünyasına entegrasyon için değil, ülkemiz şartlarına uygunluğu bakımından değerlendiriyor, kabul ya da reddetmiyoruz.

ÜCRET POLİTİKASI

İşçi-işveren-devlet üçlüsünden oluşan, belirli dönemlerde yenilenmesi gerekli toplu iş sözleşmeleri için ülke ekonomisinin ve diğer şartların objektif olarak değerlendirilerek tavan ücret zamanının belirleneceği bir konseyin kurulması gerektiği kanaatindeyiz. Bu çerçeve içerisinde, tarafların kendi özel şartlarına göre ücretlerini belirlemesi gerektiğine inanıyoruz.

ESNAF VE ZENAATKARLAR

Toplumun iktisadi yapısı içerisindeki en geniş kesimi oluşturan esnaf ve zenaatkarlarımıza gerekli kanuni düzenlemelerle daha fazla söz sahibi olma imkanı sağlanacak ve her türlü teşebbüsleri teşvik edilecektir.

VAKIFLAR

Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de vakıfların politikayla uğraşmasının serbest bırakılması, hatta kendi aralarında konfederasyona giderek dünya vakıf teşkilatları ile işbirliği yapması gerektiğine inanıyoruz.

Bu gelişmeler üzerine eskisi ve yenisiyle ülkemizde faaliyet gösteren vakıfların durumu daha da önem kazanmıştır. Hatta vakıfların hukuki dayanağını ve çalışma esaslarını düzenleyen yürürlükteki kanun, tüzük ve yönetmelikler ile mazbut vakıfların yönetimini düzenleyen Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mevcut statüsü ve teşkilat yapısı ihtiyacı karşılamaktan çok uzaktır. Yeniden oluşturulacak vakıflar yönetimi, Türk Medeni Kanunu’na göre kurulan vakıfların mütevelli heyet başkanlarının da yeralacağı geniş tabanlı bir Dayanışma Kurulu’na, seçimle gelmiş bir yönetim kadrosuna sahip, genel hükümler çerçevesinde denetlemeye tabi, özel hukuk hükümlerine göre yönetilir, ayrı bütçeli müstakil bir yönetime sahip olmalıdır.

KENTLEŞME VE KONUT

Türkiye, hızlı kentleşmekte olan bir ülkedir. İktisadi gelişme için kentleşme kaçınılmazdır. Ancak düzensiz kentleşme de pek çok problemi beraberinde getirmektedir. Konut açığı, gecekondu, çevre problemleri bunlardan bazılarıdır. Türkiye’de mahalli gelişme ve sanayileşme politikaları, uygun bir kentleşme politikasının uygulamaya konulmasını gerektirmektedir. Bu çerçevede orta ölçekli kentler geliştirilerek, bazı tedbirler alınmalıdır. Bu sayede bir yandan büyük kentlerdeki konut açığı kapanacak, büyük şehirlerin gecekondulaşmayla birlikte ağırlaşan problemleri de çözülecektir.

Konut politikaları yeniden gözden geçirilerek, başta kırsal alan konutlarının ve gecekonduların iyileşmesini sağlayacak tedbirler alınacak, konut açığının önlenmesi için sosyal mesken uygulamasına hız verilecektir. Mesken bir barınak olarak düşünülüp, insan ruhuna uygun hale gelecek biçimde iyileştirilecektir.

Kentlerdeki, yeşil alan ihtiyacını karşılayacak alanlarla birlikte, sosyal güvenlik ve sosyal hizmet kurumları oluşturulacaktır.

Trafikten, hava kirliliğine, kültür merkezlerinden, kentlere kimlik vermeye kadar bir dizi gayretle, kentlerin yaşanabilir alanlar haline getirilmesi acilen ele alınacaktır.

Sonuç olarak; kıyı yağmacılığı, verimli tarım alanlarında betonlaşma ve haksız kullanıma son vermek için, kentleşme mesken planları uygulamaya konulacaktır.

ÇEVRE

Türkiye uzun vadede ciddi çevre problemleriyle karşı karşıyadır. Mevcut teknolojik üretim çevre problemlerini de beraberinde getirmektedir. Çevre problemlerinin temel etkeni, hakim siyasi-sosyal düşüncedir.

Mevcut çevre problemlerinin hafifletilmesi ve yeni problemlere yolaçılmaması için, insanoğlunun mevcut üretim tüketim ve hayat tarzlarının yeniden sorgulanması gerekmektedir. Problem global olduğu için çözümü de globaldir ve topyekün bir zihniyet dönüşümünü gerektirmektedir. Bu sebeple büyük ölçekli üretimden vazgeçilip, mevcut tüketim alışkanlıklarını körükleyen uygulamalara son verilecektir. Gelişme ve kalkınma anlayışı yeniden sorgulanacak, sınırlı çerçeve sınırsız büyümenin imkansızlığı gözden uzak tutulmayarak, doğal kaynakların kullanımında gelecek nesiller gözönünde bulundurulacaktır.

Türkiye’miz için ise; öncelikle tabiatla ahenk içinde yaşamanın yolları aranacak, Türkiye’nin sağlıklı bir çevre envanteri çıkarıldıktan sonra bütün sanayi faaliyetlerinden önce, çevre etki değerlendirmesi yapılarak , çevreyi kirletici tesislere izin verilmeyecektir.

Toplumda çevre duyarlılığının oluşturulması için yoğun bir bilgilendirme kampanyasına girilecek ve özellikle devlet, bu alanda sorumluluklar üstlenecektir. Mevcut çevre kanunları gözden geçirilip, uygulanabilir bir biçimde tek yasa altında toplanıp, en büyük çevre kirletici olan devletin, kirleticiliğine son verilmesi sağlanacaktır.

Sivil İnisiyatif Programı doğrultusunda , her bir ferdin , gönüllü çevreci bir zihniyete sahip olabilmesi sağlanacaktır. Tüm partilerle birlikte çevre korunması takip edilecektir.

EREZYON

Güzel ülkemizde erezyon sebebiyle her yıl ciddi toprak kayıplarına uğramaktayız. En fazla erezyon barajlar ve su havzalarının ağaçlandırılmamasından meydana gelmekte ve bu sebeple baraj ve su havzaları rusubatla dolmakta, ekonomik ömürleri kısalmaktadır. Bunun önüne geçmek için baraj ve su havzalarımız süratle ağaçlandırılacaktır. Mevcut bitki örtüsünün korunması ve çoğaltılması için, orman ve koruluklar Köy Hizmet Birlikleri kanalı ile gelirinin belli bir kısmı köylüye kalmak ve köylünün faydalanmasını sağlamak bakımından köy tüzel kişiliğine kiralanacak veya devredilecektir. Orman ve korulukların bitki örtüsünü yenileme ve mevcudun korunması da Orman Genel Müdürlüğü tarafından kontrol edilecektir.

SAĞLIK

İnsanımızın sağlıklı bir yapıya sahip olması için, eğitim - beslenme - koruyucu hekimlik - hastane zinciri iyi bir şekilde koordine edilecek ve tam uygulanması sağlanacaktır.

Halkın ruh ve beden sağlığını korumanın çok önemli bir görev olduğunu öngörüyor ve sağlık problemini ön plana çıkarmanın gereğine inanıyoruz.

Türkiye’de, sağlık probleminin, organizasyon bozukluğundan kaynaklandığına, bugünkü mevcut imkanlar ve kadrolarla bile daha fazla hizmet verilebileceğine inanıyoruz.

Sağlık hizmetinin illerde mahalli yönetimlerce, tek elden yürütülmesini savunuyoruz.

Sürekli hizmetin verilebilmesi için, malzeme, yardımcı personel ve hekim unsurlarının ahenginin sağlanması, sağlık hizmetinin zorluklarından dolayı bu personelin hayat şartlarını, hizmeti aksatmayacak düzeye çıkarmayı amaçlıyoruz.
İllerde sağlık kuruluşlarının kontrolünde ve desteklenmesinde sivil toplum organizasyonları devreye sokulacaktır.

Bölgelerarası hekim ve yardımcı personel ile teknik imkanların dengesizliği giderilecektir.

Bölge ihtisas ve araştırma hastaneleri büyük şehirlerde yığılmayı önleyecek tarzda yaygınlaştırılacaktır.

Sağlık konusu aynı zamanda hayri bir iş olması nedeniyle vakıflar devreye sokulacaktır.

Sağlık konusunun istismar edilmesini önlemek için takip organizasyonları geliştirilip, etkin hale getirilecektir. Böylece sağlık kuruluşlarımız ve hastanelerimiz ıstırap yerleri olmaktan çıkarılıp, şefkatle şifa dağıtan yerler haline getirilecektir.

Sağlığın ticaret aracı olmadığı gibi, siyaset konusu olmaması gerektiğinin savunucusu olacağız.

Sağlık politikasında eğitici tedavi hizmetlerinin yanı sıra koruyucu sağlık hizmetlerine de öncelik kazandırarak tedavi sağlık hizmetlerine ağırlık verilecektir.

Getireceğimiz Genel Sağlık Sigortası Sistemi ile; vatandaşlarımızın hekim seçme hürriyetinin olduğu ve hasta ile hekim arasında para alışverişinin bulunmadığı, hastaların bölgesine göre sosyal adalet içinde dağılımının sağlandığı Doğrudan Tedavi Sistemi’nin savunucusu olacağız. Tedavi için, fakir ilmuhaberi peşinde koşan vatandaşın onurunu koruyacağız.

Nüfusumuzun yarısı sosyal güvenlik kapsamı dışındadır. Bu kesimin de güvenlik kapsamına alınarak, sağlık primlerini kendilerinin ödeyeceği, ödeyemeyecek gelir düzeyinde bulunanların primlerinin devlet tarafından ödeneceği bir sistem olan Genel Sağlık Sigortası, ülke şartlarında yürürlüğe konulacaktır. Böylece, milletimiz ödediği prime karşılık, hizmete sahip çıkacak ve Sivil İnisiyatif Programı doğrultusunda denetleme şuurunu kazanacaktır.

Özellikle, resmi kurumlarda meydana gelen ve vurgun düzeyine ulaşan ilaç israfının önlenmesi için gerekli tedbirler alınacaktır.

İLETİŞİM (Basın - Yayın )

Modern dünyada iletişim başlı başına bir sosyal alan ve sektör olma yolundadır. Türkiye’nin modern dünyada güçlü bir devlet olarak varolabilmesinin temel şartlarından biri olan iletişim endüstrisindeki yeni teknolojilerin süratle alınması ve bu alanda kalifiye elemanların yetiştirilmesi ile mümkündür.

İletişim sermayesinin dağılımında ve teknolojilerini kullanımı reklam metaı olarak istismarı önleyecek insanın özü ve toplum ahlakıyla çelişmeyecek her türlü üretici çalışma teşvik edilecektir.

EĞİTİM

Eğitim anlayışımız, milli ve manevi değerlere sahip, çağın ilim ve teknolojisiyle mücehhez, hür düşünceli, üretken, ahlaklı ve yenilikçi nesiller yetiştirmektir.

Eğitim sistemi, fertlere milli kültürün aktarılması yanında, fertlerin kabiliyetlerinin ortaya çıkmasını sağlayacak bir uygulamanın içinde olacaktır.

Eğitim meselesinin çözümünde temel etken unsur olan öğretmenlerimizin yetiştirilmesi içi gerekli müesseseler oluşturulacaktır.

Öğretmenlere eğitim ve öğretimde azami verimli olabilmeleri için gerekli bütün imkanlar sağlanacaktır.

Eğitimin her kademesinde çağın şartlarına ve teknolojisine uygun okullaşma temin edilecektir.

Eğitimde fırsat eşitliği sağlanacaktır. Bölgelerarası dengesizlikler ortadan kaldırılacak, sivil toplum kuruluşlarıyla gerekli koordinasyon sağlanarak, eğitime katkıları azami düzeye çıkarılacaktır.

Eğitimde hür düşünce esas alınacaktır. Düşünce ve inanç hürriyetini engelleyici kısıtlamalar kaldırılacaktır. Eğitim ve öğretimin her kademesinde kılık ve kıyafet hürriyeti sağlanacaktır.

Eğitimde merkezi yönetim uygulamasından vazgeçilerek, bu konuda halkın inisiyatifi arttırılacaktır.

Yabancı dil bilgisi, nitelikli insan gücünün ifadesidir. Bu meyanda yabancı dil öğretimi teşvik edilecektir. Ancak yabancı dille eğitime son verilecektir.

Türkçe’nin uluslararası kuruluş ve topluluklarda kullanılan bir dil olması için gerekli hassasiyet gösterilecektir.

Üniversitelerin gerçek anlamda ilmi araştırmalar yapan ve teknoloji üreten ilmi kuruluşlar özelliğini kazanması sağlanacaktır.

Eğitimin GSMH ve konsolide devlet bütçesi içindeki payı arttırılacaktır. MEB’in payı yüzde 25’in üzerine çıkarılacaktır.

Eğitim sistemimiz ülke gerçeklerine uygun biçimde 21. Asrı Türk ve İslam asrı kılacak, nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi hususunda düzenlenecektir.

KÜLTÜR

Türkiye’de son 150 yıldır toplumumuza dayatılan yabancı unsurların ithaline karşıyız. Müslüman Türk toplumunun en asli özelliklerini ve hasletlerini günden güne tahrip eden yabancı kültürlerin insanımıza olan yabancılığı açıktır. Milli kültürümüzü sosyal hayatın her safhasına yaymak hedefimizdir. Türkiye’de inançlarına, tarihi geçmişine bağlı, milli değerlerine saygılı olarak yetişmesini istediğimiz bir nesil için, milli kültürün tahrip edilmesinin önlenmesini önşart olarak kabul ediyoruz. Türk toplumunun mazisiyle tekrar barışması, ancak Türkiye’de sosyal hayatın temeline milli kültür unsurlarının yerleştirilmesiyle gerçekleşebilecektir.

SANAT

Sanat, bir toplumun dünya görüşündeki estetik ve inceliğin bir göstergesidir. Türk insanının inançlarıyla ters düşmeyen sanat, milli kültürümüzün de süregelen bir parçasıdır. Bu ölçüler içerisinde sanata, haiz olduğu kıymetini verip, sanatçının desteklenmesi ve korunması hedeflerimiz arasındadır.

BİLİM VE ARAŞTIRMA

Çağımızda toplum, bilim ve teknolojideki hızlı gelişmelerle, enformasyon toplumuna dönüşmekte ve yoğun bilgi, üretimi ve maliyeti etkileyen en önemli faktör olmaktadır. Rekabet üstünlüğü , ancak çalışanların teknolojik yeniliklere paralel olarak bilgi ve beceri düzeyini yükseltmekle sağlanabilmektedir. Böylece ülkelerarası rekabette eğitim stratejik bir önem kazanmaktadır.

ÜNİVERSİTELER

Bir toplumun en önemli sermayesi yetişmiş insan gücüdür. Bu sermayenin kaynağı olan üniversiteler siyasi dalgalanmalardan özerk yapılar olarak korunacak, faaliyetleri devletin içindeki hiyerarşik-bürokratik yapılarca değil, açık seçik ortaya konacak hukuki mevzuatlarla düzenlenecek ve üniversitelerin kendi iç örgütleri eliyle denetlenecektir. İlmi faaliyetlere daha fazla mali ve teknolojik destek verilecek, bu destek GSMH’in belli bir oranı olarak gözetilecektir.

5. BÖLÜM

EKONOMİ

Büyük Birlik Partisi serbest piyasa ekonomisini benimseyen bir partidir. Türk milletinin refahını artırmak, adil gelir dağılımını sağlamak ve Türkiye’yi milletlerarası alanda ekonomik güç haline getirmek ana gayemizdir. Ekonominin en yüksek büyümeyi gerçekleştirmesi, sosyal dengenin iyileştirilmesi sağlanacak, üretken ve dinamik bir ekonomik yapı oluşturulacaktır.

HÜR TEŞEBBÜS

Ekonominin dinamik gücü Türk insanının teşebbüs ve atılım gücüdür. Bu güç devlet tarafından teşvik edilmeli ve teminat altına alınmalıdır. Teşebbüs kabiliyeti olan insanların aktif gücünü ekonomiye çekmek için, ciddi ve faydalı özel projeler desteklenecektir.

Özel mülkiyet korunacak ve servetin geniş kitlelere yayılması için tedbirler alınacaktır.

ENFLASYON

Enflasyon, dar gelirli halkın soyulmasıdır. Enflasyona yol açan KİT zararları önlenecek, kamu açıkları ve kamu borçları asgari düzeye indirilecek ve mali politikalarla enflasyonun hızı kesilecektir. Ekonominin üretken dinamizmi için gerekli bütün şartlar oluşturulacak, mal ve hizmet arzının arttırılması ile enflasyon olgusu ülke gündeminden bütünüyle çıkarılacaktır.

Sürekli bir hastalık haline gelen Dış Ödemeler Dengesi açıklarını azaltıcı tedbirler alınacak ve yerli sanayinin ihracat imkanları arttırılacaktır.

Ekonomik yapıyı bir bütün olarak iyi işletmek amacıyla sınırlı kaynaklar ile acil kısa ve uzun vadeli ihtiyaçlar arasında en uygun kaynak - kullanım dengesini sağlayıcı iktisadi, mali, para - kredi politikalarına öncelik verilecektir.

İKTİSADİ HAYATTA DEVLETİN VE ÖZEL KESİMİN YERİ (ROLÜ)

İktisadi hayatta sürekliliği sağlayıcı bir ortamın oluşturulabilmesi için:

İç güvenlik problemlerinin giderilmesi ve ülkenin her bölgesinin yatırım yapılabilir halde tutulması,

Kaynakların en uygun sahalara aktarılabilmesini temin için uzun vadeli planlama ve gerçekçi projeksiyonların yapılması, DPT'nın daha fonksiyenel bir hale getirlimesi,

Devletin doğrudan kaynak istismarına açık teşvik politikalarından vazgeçilerek altyapı ve yüksek teknolojiye dönük yatırımlar için teşvik sistemine geçilmesi gerekir. Bu amaçla, Milli Teknoloji Araştırma Enstitüsü ve merkezlerinin kurulması,

Kamu kuruluşlarının kendileri ve birbirleri ile olan münasebetlerinin verimliliği arttırıcı, birbirlerinin faaliyet sahalarına müdahaleyi önleyici şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Bu sayede devlet sağlıklı bir iktisadi hayatın temini konusunda planlama görevine sahip olacaktır. Yol gösterici ve istismara kapalı araçlarla teşvik edici bir devlet, özel kesimin uygun sahalara yönelmesine yardımcı olacaktır.

Bölgelerarası dengesizliğin temelinde varolan, bölgelerin yatırıma uygunluğu farkı özel kesimin daha rasyonel düşünerek bu bölgelere yönelmesini engellemektedir. Yatırımları teşvik etmede kullanılan mevcut kaynakların, geri kalmış bölgelere uygun yatırım konuları seçilerek, o bölgelere başlangıçta kamu yatırımı olarak gitmesini zorunlu hale getirmektedir. Devletin bu bölgelere bu yolla mutlaka temel yatırımları götürmesi sağlanacaktır.

Temel prensip olarak devlet, ekonomideki rolü itibariyle yatırımcı olarak küçülmelidir. Ancak planlayıcı, teşvik edici, koordine edici olarak büyümelidir.

ÖZELLEŞTİRME

Türkiye ekonomisinin gerektirdiği alanlarda bir gereklilik olarak özelleştirmeyi kabul ediyoruz. Verimlilikten uzak, zarar eden, devlete-millete yük olan, enflasyonun temel kaynaklarından biri olan KİT’lerin özelleştirilmesi temel amacımız olacaktır.

Kamu yararı açısından hayatını idame ettirmesi zorunlu olan KİT’lerin ise, rehabilite edilerek, ekonomik prensiplere uygun yönetilmesi ve memleket ekonomisine faydalı hale getirilmesi sağlanacaktır. Bunun için gerekli mevzuat düzenlemeleri yapılarak, KİT’lerin siyasi müdahalelerden arındırılması sağlanacaktır.

VERGİLER

Ticari teşebbüs heveslerini kırmayacak, ilgili tarafların kolaylıkla anlayıp, uygulayabilecekleri ve üzerinde yapılacak spekülasyonlarla haksız kazanç sağlamaya mani olucu, adil bir vergi reformunu gerçekleştirmek gerekmektedir. Kaynağından tahsil edilen vergiler kadar kolay olmamakla birlikte hasılattan alınan vergilerde de esaslı bir düzenlemeye gidilecektir. Yapılacak vergi reformu, ilgili tarafların temsilcilerinin katılımı ile gerçekleştirilecektir. Bu konuda özellikle maliye teşkilatının daha verimli çalışabilmesi için her iş koluna mahsus tek düzen hesap sistemlerinin uygulanması sağlanacak ve muhasebecilik mesleğinin ilgili odalar nezdinde mesleki yaptırım ve sorumlulukları arttırılacaktır. Ayrıca vergi konusu ile ilgili cezai müeyyidelerin caydırıcılık gücünü arttırıcı tedbirlerin alınması da zaruridir.

Devletin temel gelir kaynağı vergilerdir. Vergi tahsilatında verimsizlik bütçe açıklarına ve devlet hizmetlerinin aksamasına sebep olmaktadır. Bu sebeple adil bir vergi düzenini sağlayıcı ve vergi kaçağını önleyici bir vergi reformuna gidilecektir.

HİZMETLER

Günümüzde refah toplumu olabilmenin en genel ölçüsü, hizmetler kesiminin GSMH’den aldığı payla ifade edilmektedir. Toplumda topyekün bir sosyal ve ekonomik gelişme ancak hizmetler kesiminin genişlemesi ile mümkün olabilmekte ve yaygınlık kazanmaktadır. Özellikle işsizliğin büyük boyutlara ulaştığı ülkelerde hizmet sektörü eme, yoğun bir sektör, bir mücadele aracı ve çare durumundadır.

Dış ödemeler dengesi açıklarının kapatılmasında diğer döviz kazandırıcı işlemlerden sağlanan gelirler şeklinde zikredilen hizmetler kesiminin gelirlerinin arttırılması bu bakımdan da önemlidir.

Turizm, dış müteahhitlik ve taşımacılık faaliyetlerinde sağlanacak gelişmeler aynı zamanda ülkemizin dış imajı, itibarı ve güvenilirliği ile de yakından ilgilidir.

FONLAR

Zaman içerisinde ihdas edilmiş fonları, kaynak oluşturma ve ilgili yerlere sarfı konusunda bir kolaylık ve bilirlilik unsuru olarak değerlendirmekteyiz. Özellikle fonksiyonel olarak işleyen fonların çok iyi yönlendirilmeleri ve kontrol edilmeleri gerekmektedir.

Fonlar yoluyla kaynak tahsis edilen projeleri öncelikli projeler olarak kabul etmekteyiz. Ancak, sözkonusu öncelikli kesintisiz uygulanması ve neticelenmesi konusunda son derece ısrarlı olacağız.

Fonlar yoluyla sağlanan kaynakların en verimli şekilde kullanılmaları ve bunlar üzerinde keyfi tasarrufta bulunmayı engelleyici tedbirlerin alınması zorunlu olacaktır.

ALTYAPI YATIRIMLARI VE GAP

Her türlü enerji, ulaştırma ve haberleşme yatırımları devletin asli görevleridir. Bahsedilen yatırımlar aynı zamanda iktisadi gelişmenin de temel ölçüsü olarak kabul edilmektedir. Bu sebeple devlet, altyapı yatırımlarına özel bir önem ve öncelik vermek mecburiyetindedir. Bunların herbirisini ayrı bir proje olarak ele almakta, proje finansman kaynaklarının tahsisi olarak değerlendirmekte ve sözkonusu yatırımları bir an önce gerçekleştirmede sayısız faydalar olacaktır.

Bu açıdan özellikle GAP projesine devletin milli altyapısı projesi olarak bakmakta, ülkenin hem bölgesel hem de genelinde sağlayacağı iktisadi iyileşme açısından bu konuda her türlü fedakarlığa katlanılması gerektiğine inanmaktayız.

SANAYİ

Sanayi sektöründe sağlanacak gelişme, sanayileşme ile kalkınmayı eş anlamlı olarak kullanılır hale getirmiştir. Bu sebeple sanayileşmeyi ana hedef almak, sanayileşmek durumuna gelmiş bulunmaktadır. Günümüz dünyasında hedef, gelişmiş ülkelerin sanayileşme seviyelerine ulaşmak, teknoloji üreten ülke olmak şeklinde ifade edilmektedir.

Ekonominin iyi işleyen dengeler üzerine oturtulabilmesi ve enflasyonun kaynaklarını kurutabilmesi için bu tür işlemler konusunda hassas davranmak mecburiyeti bulunmaktadır. Genel olarak tasarrufların teşviki ve uygun projelerin proje karşılığında finanse edilmek suretiyle yönlendirilmeleri temel prensip olacaktır.

Ülkemizde, otomotiv, demir-çelik, tekstil, beyaz eşya üretimi gibi bazı sektörlerde uluslararası rekabet gücü olan lokomotif kuruluşlar desteklenecek ve bu sektörlerin civarında oluşturulacak orta ölçekli yan sanayi kuruluşları ile istihdam arttırılarak sanayileşme tabana yayılacaktır.

Sanayileşmede büyük payı olan organize ve küçük sanayi sitelerinin çağdaş altyapıya sahip olarak yapılanması sağlanacaktır.

Esnaf ve sanatkar birliklerinin desteklenmesi ve kurulacak olan genel müdürlükler, altyapı, eğitim ve kredilendirme işlemleri yeniden organize edilecektir.

Devlet, sanayileşmede öncülüğünü tamamladığı sektörlerdeki kamu iktisadi teşebbüslerini özelleştirerek, hizmet sektörüne ağırlık verecektir.

Büyük sermaye birikimi ve yeni teknoloji gerektiren sahalarda milli menfaatleri gözden uzak tutmadan, yabancı sermaye girişi temin edilecek ve bu konuda gerekli tedbirler alınacaktır.

Bütün teknolojik atılımların ana kaynağı olan savunma sanayiine özel önem verilecektir.

TARIM

Tarım politikamızın esası, tarımda çalışanların refah seviyelerini yükseltmek, ihtiyacımız olan gıdanın ve tarıma dayalı sanayinin ihtiyaç duyduğu hammaddenin tamamını yurt içinde karşılamak, ihtiyaç fazlası ürünleri de ihraç ederek ülkemizin döviz gelirini arttırmaktır.

TARIMDA HEDEFLERİMİZ

Tarımda arazi parçalılığı geniş oranda emek ve sermaye kaybına yol açtığı gibi rasyonel ve planlı işletmeciliği de engellediğinden bunun önlenmesi için gerekli hukuki ve tarımsal tedbirler alınacaktır.

Çiftçilerimiz, kendi haklarını koruyabilmek, ürünlerini değer fiyatla satabilmek, ucuza üretim girdisi temin edebilmek ve kendi adlarına araştırma yapabilmek için kendi yönettikleri "Milli Çiftçi Birlikleri" kurulacaktır. Bu birlikte "sosyal iktidar" ve "sivil toplum" anlayışımızın bir icabı ve bir ürünü, aynı zamanda da devletin sektör üzerindeki bağlayıcı, kısıtlayıcı özelliğine alternatif teşkil edecektir.

Çiftçi birlikleri, elde ettikleri ham ürünleri işleyen tesisler kurarak, hem tarım sektöründeki ihtiyaç fazlası işgücünü değerlendirmiş olacak, hem de tarım sektörünün dengeli olarak sanayileşmesine çiftçiler önderlik etmiş olacaktır.

Devlete ait tahıl siloları, tarım işletmeleri, et kombinaları, süthaneler, çay fabrikaları, Tarım Kredi ve Tarım Satış Kooperatifleri ve benzeri tesisler üreticilerin ortağı durumundaki çiftçi birliklerine devredilecektir.

Üretimin yapıldığı hammadde kaynağına yakın 10-20 kadar köy ve yerleşim merkezlerinin gelişmeye uygun olan bir merkez seçilip, tarımsal küçük sanayinin ve diğer birçok hizmetlerin bu merkezde toplulaştırılmasıyla küçük ve orta ölçekli "Tarıma Dayalı Sanayi Merkezleri" kurulacaktır. Bu merkezlerin faaliyetleri soncunda da iç göç önlenecek, böylece sosyal denge sağlanacaktır.

Hayvansal üretimde, besi kabiliyeti ve verimi fazla, bölge şartlarına uygun, melez hayvan materyalinin artması sağlanacak, canlı hayvan yerine işlenmiş hayvan ürünlerinin ihracatına önem verilecektir.

Bozulan mera alanlarının ıslahı, yem bitkilerinin ekim alanlarının teşvikle arttırılması, hayvancılık politikamızın bir gereği olarak ele alınacaktır.

Üç tarafı denizlerle çevrili, tabii akarsu ve göl kaynaklarınca zengin ülkemizde balık ve diğer su ürünlerinin arttırılması sağlanacaktır.

İklim, toprak ve tarım tekniği ile ilgili gelişmişlik seviyeleri gözönüne alınarak, ülkemizin geri kalmış, düşük gelirli bölgelerindeki çiftçilerle gelişmiş bölgelerdeki çiftçilerin gelir farklılıkları arasındaki dengesizlik ortadan kaldırılacaktır.

Kaynağı tarımsal ithalat ve ihracattan sağlanan "Tarım Fonu" kurulacak ve bu fon, sadece az gelişmiş bölgelerimizin çiftçilerini kalkındırmak için kullanılacak, böylece tarımda sosyal bir denge sağlanmış olacaktır.

Sulanabilir tarım arazilerinin miktarı arttırılacak, sulama suyunun dengeli ve yeterli olarak kullanılmasına özen gösterilecektir.

Tarım Sigortası Kanunu bir an önce çıkartılacaktır.

Televizyondaki bir kanalın tarımla ilgili konulara tahsis edilmesi sağlanacaktır.

Kırsal kesimlerde çeşitli el sanatlarının yaygınlaştırılması, dar gelirli çiftçi ailelerinin gelir seviyelerini yükseltmede uyguladığımız önemli bir politika olacaktır.

Türk Cumhuriyetleri ile birlikte Ortak Tarım Teşkilatı kurulacaktır.

Tarımda modern teknoloji ve politikaların, şartlara bağlı olarak uygulanması, tarımın gelişmesi açısından faydalı olacağı gibi, üründe; kalite ve çeşitliliği artıracağı gibi, dış pazarlarda rekabetimizi kolaylaştıracaktır.

TABİİ KAYNAKLAR

Dünyada yenilenemeyen tek kaynak olan yer altı zenginliklerinin ekonomik olarak değerlendirilmesi ve korunması için Madencilik Bakanlığı kurulacaktır.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı sadece Maden Dairesi tarafından ruhsatlandırılan ülkemiz madenciliği için tek kanuni düzenleme olan Maden Kanunu, çağımız gereklerine ve ülke menfaatlerine göre yeniden düzenlenecektir.

Ülkemiz ihtiyaçlarına yetecek ve hatta Bor gibi bazı önemli madenlerde dünya piyasasını yönlendirecek miktarda rezerve sahibi ülkemizde, tüm madenlerin rantabl işletilmesi için devlet desteğini verecek ve denetimini yapacaktır.

Büyük şehirlerimizin ve sanayinin ucuz ve temiz enerjiye sahip olması için, yerli doğalgaz araştırılarak, üretimine ağırlık verilecek, doğalgazın yaygın olarak kullanılması için gerekli yatırımlar yapılacaktır. Çevresel etkileri gözönüne alındığında en az zararlı olduğu bilinen ve ülkemizde yeterli rezervi olmayan antrasit ve semi-antrasit gibi kömür türlerinin büyük şehirlerde, devletin denetim ve kontrolünde mahalli yönetimlerce ithal edilerek kullandırılması ve bu durumda ülkemiz kömür madenciliğinin menfi yönde etkilenmemesi için gerekli tedbirlerin alınması sağlanacaktır.

TKİ, Etibank, TTK ve Çinkur gibi kamu madencilik sektörleri, yüksek teknolojiye uygun olarak ıslah edilecektir. Stratejik madenler dışındaki maden işletmeciliği devletin kontrolünde özel sektöre devredilecektir. Ülkemizdeki petrol arama ve işletme konusunda yetkili KİT’ler olan TPAO, TÜPRAŞ, POAŞ, BOTAŞ gibi kuruluşların koordineli çalışmaları sağlanarak, araştırma ve geliştirmeye kaynak aktarımı sağlanacaktır.

TPAO’nun öncelikle, önemli ölçüde petrol rezervlerine sahip olan Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere, diğer ülkelerde arama ve işletme yapabilecek yüksek teknolojiye sahip, uluslararası bir kuruluş olması sağlanacaktır.

ORMAN

Orman, geleceğimizin bize emanetidir, sağlıklı bir hayat için gerekli kaynaktır. Orman doğal dengenin olmazsa olmaz şartıdır. Geleceğimizi, ülke topraklarımızı, doğal hayatı, her türlü tahrifattan korunmanın en önemli yolu; mevcut ormanları ülke içinden ve dışından gelebilecek her türlü tehdide karşı korumanın yanında ekilebilir alanların dışında kalan, bütün yüzeyleri, tepeleri, yamaçları ağaçlandırmaktır. Bunun içinde gerekli her türlü proje, politika, donanım ve faaliyet eksiksiz bir şekilde sürdürülecektir.

DENİZLERİMİZ

Denizlerimizi her türlü kirlenmeden korumak için milli ve milletlerarası bütün imkanlardan yararlanılacaktır. Denizlerimizdeki ekonomik potansiyel en etkili biçimde harekete geçirilecektir. Denizlerimizdeki milli hükümranlık haklarımız her platformda eksiksiz savunulacaktır. Deniz ticaret filomuzun geliştirilmesi ve dünya ile rekabet edebilme imkanları sonuna kadar kullanılacaktır.

ULAŞIM

Mevcut karayolları ağının geliştirilmesinin yanısıra demiryolu taşımacılığına özel önem verilecektir. Demiryolu taşımacılığı için ileri sürülen karlı olmama gerekçesine dayanılarak, demiryolu taşımacılığının gözardı edilmesini doğru bulmuyoruz. İnsan toplu taşımı ve meta taşıması için ülkenin sosyal, coğrafi, ekonomik şartları içinde yapılabilecek her türlü yatırım, dünyadaki gelişmeler de dikkate alınarak, eksiksiz yapılacaktır. Ülkemiz çağın gerektirdiği ulaşım imkanlarından azami şekilde istifade ettirilecektir.

6. BÖLÜM

GÜÇLÜ TÜRKİYE VE ADİL BİR DÜNYA

Türkiye jeo-politik ve jeo-stratejik açıdan dünyanın önemli bölgelerinden birinde yeralmaktadır.

Son birkaç yıllık gelişmelerden de görüldüğü üzere, Türkiye bölge istikrarının temini noktasında en etkili ve sorumlu ülkelerden biridir. Tarihi konumu Türkiye’nin sorumluluklarını arttırmaktadır. Bugüne kadar iki kutuplu bir dünyaya göre, güvenlik ve dış ilişkiler politikası üreten Türkiye’nin artık bu anlayışını terk etmesi gerekmektedir. Hem bölgenin, hem de Türkiye’nin güvenliği Türkiye’nin bundan sonra uygulayacağı politikalara sıkı sıkıya bağlıdır.

Türkiye bölgenin istikrar unsuru olarak, tarihi fonksiyonunu geliştirmek zorundadır. Burada komşu ülkelerin istikrarı önemlidir. Hatta bu ülkelerin istikrarının korunmasında Türkiye’nin rolü olmak zorundadır. Ancak, bu fonksiyonunu yerine getirmesi güçlü ve istikrarlı bir ülke olmaktan geçmektedir. Ülke problemlerini, ülke bütünlüğü esasından taviz vermeden, demokratik kurallar çerçevesinde bir an önce çözmek zorunluluğu bulunmaktadır. Bu çerçevede güçlü ve istikrarlı ekonomik ve siyasi yapının yanında güçlü bir orduya da ihtiyaç bulunmaktadır. Güçlü bir ordu, sayı olarak kalabalık bir ordu değil, teknoloji ile donanmış çevik bir ordudur.

DIŞPOLİTİKA

Sovyetler Birliği’nin dağılışıyla dünya iki kutupluluktan çok kutupluluğa doğru bir eğilim içine girmiştir. Türkiye artık güvenliğini ve uluslararası konumunu kendi öz gücüyle sağlamak zorundadır.

Bugüne kadar Türkiye’nin izlediği politikalar çeşitli dönemlerde çeşitli güçler yanında, onların verdiğine razı olmak istikametinde aleyhine olmuştur. Ancak bugün dünyada meydana gelen gelişmeler, Türkiye’nin önüne çok önemli fırsatlar çıkartmış, eline çok önemli kozlar vermiştir.

Türkiye 70 yıl önce terk etmek zorunda bırakıldığı tarihi misyonundan vazgeçemez, görmezden gelemez. Türkiye’nin ilgi sahası sadece Anadolu coğrafyasındaki insanlarıyla mukayyet değildir.

Türkiye’nin dış politikası sadece Türk soylu ve Müslüman toplulukların yaşadığı coğrafyaları değil, dünyanın neresinde mağdur, mazlum, aç ve açıkta topluluklar varsa orayı da kucaklamalıdır.

Türkiye, tarihinin ve coğrafyasının ona gösterdiği istikamette bir süper güç olarak, bir güç merkezi olarak dünya siyasetindeki yerini almak zorundadır.

Temel dış politikamız Türkiye’yi yeni düzen içinde bir güç merkezi haline getirmektir. Bunu sağlamak için sivil ve asker uzmanlardan oluşmuş, dış politika konularında strateji ve politikalar üretecek, ülkeyi idare edenlere danışmanlık hizmetleri verecek bir İlmi ve Stratejik Araştırmalar Kurumu ihdas edilecektir.

BALKANLAR

Türkiye’nin, Osmanlı Devleti’nin asli mirasçısı olarak Balkanlar’da aynı ortak tarihi ve kaderi paylaştığı kardeşleri yaşamaktadır. Türkiye, Balkanlar’daki müslümanların tek hamisidir. Bu sebeplerden dolayı, Türkiye’nin Balkanlar’da aktif ve belirleyici bir rol oynaması, sahipsiz kalan müslümanların haklarını gözetmesi zaruridir. Balkanlar’daki dış politikamız, sadece müslüman halklara değil, bölgenin diğer halklarına karşı da tarihten gelen sorumluluğumuzun yerine getirilmesine ve saldırgan bir tutum izleyen odakların saldırganlıklarından fiili olarak vazgeçmesine dayanmaktadır.

SİYASİ VE İKTİSADİ ULUSLAR ARASI BİRLİKLER

Türk dış politikası tek eksenli ve tek yönlü olmaktan çıkartılıp, küresel ve bölgesel işbirliklerine açık hale getirilecektir. Bu anlamda Pasifik Birliği, Nafta, Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz, milli devletimizin hak ve menfaatlerini geliştirici ve uluslararası iktisadi, sosyal ve siyasal alanlarda karşılıklı hak ve menfaatlere saygı prensibi doğrultusunda geliştirilecektir.

KIBRIS

Kıbrıs, Türkiye’nin değerli ve stratejik bir parçasıdır. Güçlü bir Türkiye imajı dış politikada Kıbrıs konusundaki bütün manüplasyonları bozacaktır. Kıbrıs’ta kalıcı ve barışçı çözüm için tek yolun, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, tüm dünya ülkeleri tarafından DEVLET olarak resmen tanınması ile olacağına inanıyoruz. Kıbrıs Türk toplumu kendi kararını vermiş ve bağımsız bir devlet kurmuşlardır. Dünyanın yapması gereken, Türk toplumunun bu kararına saygı göstermek ve problemlerin çözümü için, eşit kimlik’e sahip iki devletin biraraya gelerek anlaşmasına yardımcı olmaktır.

YURT DIŞINDAKİ VATANDAŞLAR

Yurtdışındaki vatandaşlar, ülkemizin yurtdışındaki temsilcileri anlamında algılanmalıdır. Hangi statüde olursa olsun, bir yönüyle ülkemizi temsil etmektedirler. Yurtdışındaki vatandaşlarımızın yaşamakta olduğu ülke mevzuatından ve uygulamalarından kaynaklanan, her türlü haksız muameleye karşı temel, insani hak, özgürlük ve değerler açısından korunmaları ve kollanmaları görevimizdir. Bu vatandaşlarımızın ekonomik ve kültürel bakımdan gelişmesi için gereken her türlü teşebbüs eksiksiz yapılacaktır.

TÜRK DÜNYASI

Önümüzdeki çağ, Türk milletinin, geniş bir coğrafyaya uzanan kütlesiyle, Türk asrı olacaktır. Türkiye büyük bir devlet olarak, Bağımsız Türk Cumhuriyetleri ile birlikte, İktisadi ve Sosyal Türk Birliği’ni kuracaktır. Bu politikanın temeli din, dil, kültür birliği ve milli şuura dayalı, kardeşlik ruhu içerisinde birlikte kalkınmayı, birlikte büyümeyi, iktisadi, sosyal ve kültürel zenginleşmeyi gerçekleştirecektir. Türk dünyasının mevcut kaynakları entegrasyon içinde dünya insanlığının hizmetine sunulacaktır. İktisadi ve Sosyal Türk Birliği, dünyanın süper gücü haline getirilecektir.

İSLAM DÜNYASI

İslam dünyası güçlü bir liderden mahrum olduğu için dünya politikasında arzu edilen gücü ve etkiyi göstermemektedir. Türkiye, bu liderliği üstlenecek ve İslam aleminin bugün çoğalan sıkıntılarına ve problemlerine çözümler üretecektir. İslam ülkeleri dışında yaşanan ve her türlü haksızlığa uğrayan müslümanları koruyacak ve kollayacaktır.

Gerek İslam alemi gerekse bağımsızlığını kazanan Türk devletlerinin halen Türkiye’de olduğu gibi yönetim kademeleriyle halk arasında kopukluk vardır. Bu devletlerde yönetim kademelerinin bir kısmı yeni dünya düzeninin taraftarı, bir kısmı ise hala komünist düşüncenin tesiriyle BDT içinde faaliyet gösterilmesi doğrultusunda karar almaktadır. Halk ve yönetim kopukluğu sebebiyle ülkemizde; özellikle müslüman diğer milletlere karşı düşmanlık pompalanmaktadır. Aynı şekilde o ülkelerde de Osmanlı fikri pompalanmaktadır. Gerek ülkemizde, gerekse diğer müslüman ve Türk ülkelerde, halkları ile halkımızın dostluğuna dayanan çalışmalar geliştirilecek, ilişkilerin daha düzenli hale getirilmesi için çalışılacaktır.

ORTADOĞU VE DİĞER İSLAM COĞRAFYALARI

Ortadoğu bugün, suni yapılanmaların sonucu, ülkeler mozayiği niteliği taşımaktadır. Suni yapılanmayla oluşmuş bu devletler kendi dışlarındaki güç odakların siyaset kulvarında yürümektedirler.

Afrika’da müslüman ülkeler arasında ciddi görüş ayrılıklarının varlığı bilindiği gibi Türkiye’den daha kötü durumda, dış güçler tarafından yönlendirilmektedir. Halen açlıktan insanların öldüğü bu coğrafyanın halkı Türkiye’nin ve tüm İslam aleminin ayıbıdır.

İslam ülkeleri dışında yaşayan ve her türlü haksızlığa maruz kalan müslümanları Türkiye koruyacak ve kollayacaktır.

Kaynak: Belgenet.com

SEÇİMİ KAYBEDEN DTP'LİLERDEN SALDIRI!

SEÇİMİ KAYBEDEN DTP'LİLERDEN SALDIRI!



Muş'ta, seçimi kaybeden DTP'liler çevredekilere saldırdı Muş'ta, AKP'li Necmettin Dede'nin 2'nci kez Belediye Başkanı seçilmesinin ardından bazı DTP'liler, bazı işyerlerine ve seçim bürolarına saldırıda bulundu.

Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından bir grup DTP'li, bugün saat 21.30'da taş ve sopalarla Atatürk Caddesi'ndeki seçim bürolarıyla bazı işyerlerine saldırdılar. MHP'li olarak tanınan Eczacı Muhlis Karslı’nın işyerinin camları kırıldı. Bunun üzerine polis sert müdahalede bulundu ve göstericileri püskürttü, elebaşılarını da gözaltına aldı.

Kaynak

İLK KESİN SONUÇ KAYSERİ'DEN

İLK KESİN SONUÇ KAYSERİ'DEN


KAYSERİ'nin Sarıoğlan İlçesi Karaözü Belde Belediye Başkanlığı seçimini CHP adayı Şener Tatar kazandı. Beldede önceki belediye başkanlığı seçimini AKP kazanmıştı.


İŞTE SONUÇLAR




Büyükşehir: Mehmet ÖZHASEKİ

AKP'de 22 Temmuz 2007 Yaşanan Coşku Bu Seçimde Yok!, CHP ve

AKP Genel Merkezi'nde 22 Temmuz 2007 yaşanan çoşku ve heyecan 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde gözlenmiyor. Seçimlerden 3 gün önce bir helikopter kazasında hayatını kaybeden BBP Lideri Muhsin Yazıcoğlu'nun vefatı üzerine parti yetkililerin, genel merkez önünde özellikle davul zurna eşliğinde bir çoşkunun gösterilmesine izin vermediği öğrenildi.

ANKA'nın elde ettiği bilgilere göre, başta Başbakan Recep Tayip Erdoğan olmak üzere İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve bazı genel başkan yardımcılarının Büyük Birlik Partisi'nde yaşanan yas ve hüzünün üzerine AKP Genel Merkezi'nde seçim sırasında ve sonucunda partililerin göstereceği aşırı çoşkulu gösterilere izin verilmemesini istedikleri kaydedildi.

Bunun üzerine parti genel merkezine şu ana kadar güvenlik görevlileri ve basın mensuplarının dışında partiye gelmek isteyen seçmene ve kalabalığa şu ana kadar izin verilmedi.

Öte yandan, Başbakan Erdoğan'nın genel merkezdeki makam odasında resmi olmayan ve özellikle Diyarbakır ve Mersin'den gelen açık ara oy farkından partisinin aldığı oy oranından memnun olmadığı kulislere gelen bilgiler arasında yer aldı.

Şu ana kadar parti genel merkezinde oy oranlarıyla ilgili herhangi bir heyecan havası yok. Genel seçimlerin aksine AKP genel Merkezi'nde seçim sonuçları büyük bir sükünet içinde izleniyor.

-MHP’DE SESSİZ BEKLEYİŞ

Yerel seçimlerin resmi olmayan sonuçları açıklanmaya başlamasının ardından, MHP sessiz bir bekleyiş sürüyor. Basın mensupları ve partililer Parti Genel Merkezi’nin giriş katına kurulan plazma ekranlardan seçim sonuçlarını takip ediyorlar.

Genel Başkan Devlet Bahçeli ve kurmayları ise, binanın 8. katına kurulmuş olan “Seçim Koordinasyon Bürosu”ndan seçimleri izliyorlar. Genel Merkez’de seçim havası sakin geçerken MHP’nin Anakara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mansur Yavaş’ın da ilerleyen saatlerde Genel Merkeze gelmesi bekleniyor.

-CHP’DE TEMKİNLİ BEKLEYİŞ

CHP Genel Merkezi, bazı kentlerden gelen başarılı sonuca rağmen sessizliğini koruyor. İstanbul’dan “güzel haberler” almayı uman CHP Genel Merkezi’nde, açılan sandık sayısının artmasıyla bir açıklama yapılması bekleniyor.

CHP’de partililer bahçede kurulan, dev ekrandan ve Genel Merkez içindeki katlarda yer alan televizyonlardan an be an sonuçları takip ediyor.

CHP Lideri Deniz Baykal sonuçları halen evinden takip ederken, gecenin ilerleyen saatlerinde partiye gelmesi bekleniyor.

Kaynak

İşte Seçim Sonucu Kesinleşen İller!, İzmir, Aksaray, Bursa, Diya

Açılan sandıkların yüzde 15'ine göre bazı adaylar en yakınlarındaki rakiplerini en az ikiye katladı ve şimdiden seçim galibiyetini ilan etti. İşte Rakiplerine büyük fark atan başkan adayları:

İzmir AZİZ KOCAOĞLU CHP %58,59
Aksaray NEVZAT PALTA AKP %58,64
Bursa RECEP ALTEPE AKP %53,75
Diyarbakır OSMAN BAYDEMİR DTP %73,17
Edirne HAMDİ SEDEFÇİ CHP %57,22
Hakkari FADIL BEDİRHANOĞLU DTP %79,63
K.Maraş MUSTAFA POYRAZ AKP %64,97
Kayseri MEHMET ÖZHASEKİ AKP %63,08
Konya TAHİR AKYÜREK AKP %66,21
Kütahya MUSTAFA İÇA AKP %60,16

DSP Yöneticileri: “Sarıyer’de Oylarımız CHP’ye

ESKİ DSP BELEDİYE BAŞKANLARI, İLÇE BAŞKANLARI VE MECLİS ÜYELERİ, SEÇİMDE CHP’Yİ DESTEKLEDİKLERİNİ AÇIKLADILAR.

İŞTE O AÇIKLAMA


“Kuruluşundan bu yana Sarıyer’de (DSP) Demokratik Sol Parti içinde etkin görevlerde bulunan bizler 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’ne destek veriyor, duyarlı Sarıyerlileri CHP’ye destek olmaya çağırıyoruz.

Hepimiz biliyoruz ki AKP iktidarı, bugün ülkemizin gelişmesi önündeki en büyük engeli oluşturuyor. İşsizlik, yoksulluk pahasına kendi sermaye gruplarını oluşturmak için her türlü yolsuzluğu pervasızca uygulayan bu iktidarı geriletmek için namuslu, ülkesini seven, demokrat her yurttaşın AKP karşıtı seçeneklere destek vermesini tarihsel bir sorumluluk olarak görüyoruz.

2007 Genel Seçimlerinde AKP 51.000, CHP ise 49.000 oy almıştır. Herkes biliyor ki yerel seçim bu iki siyasi parti arasında geçiyor. 15 yıldır Sarıyer’de, Sarıyer’in hiçbir sorununu çözmeyen bu zihniyetten kurtulmanın tek yolu Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı Şükrü Genç’e destek olmaktır.

1994 ve 1999 yıllarında DSP’den Belediye Başkan adayı olan ve çok az oy farklarıyla, sandık başı oyunlarıyla seçimlerde kaybettirilen bizler, bu sorumluluğu paylaşan eski DSP İlçe Başkanları, DSP Meclis Üyeleri, İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri ile birlikte CHP’yi ve Sn. Şükrü Genç’i destekliyoruz.

CHP tercihinin dışındaki her oyun Sarıyer’de kabusun sürmesi demek olan AKP’ye yarayacağı gerçeğini, bir kez daha, sağduyulu Sarıyerlilere duyurmayı görev sayıyoruz.

Hayati Kaptanoğlu 1994 DSP Belediye Başkan Adayı DSP Eski İlçe Başkanı ve İl Sekreteri

Erol Aydın 1999 DSP Belediye Başkan Adayı

DSP Eski İl ve İlçe Yöneticisi

Feridun Dündar DSP Eski İlçe Başkanı

Ali Ergenç DSP Eski İlçe Başkanı

Süleyman Ekinci DSP Eski İlçe Başkanı

Yaşar Bıçakçı DSP Eski İlçe Başkanı

Mehmet Deniz DSP Eski Belediye Meclis Üyesi

Nurettin Şen DSP Eski Belediye Meclis Üyesi

Ahmet Özdemir DSP Eski Belediye Meclis Üyesi

Fahri Hutoğlu DSP Eski Belediye Meclis Üyesi

Semih Özcan DSP Eski Belediye Meclis Üyesi

Sezai Din DSP Eski Belediye Meclis Üyesi

DSP Eski İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri:

Cevat Şenoğlu , İsmet Abdioğlu, Cevat Kondakçı, Suzan Şahin, Aytaç Sözen, Hanife Aydın, Refik Deniz, Adnan Bal, Semiray Tozan, Sevim Girgin, İlhan Deniz

Kaynak

Yazıcıoğlu ve 3 partilinin cenazesi gönderildi

Yazıcıoğlu ve 3 partilinin cenazesi gönderildi, İHA muhabiri aranıyor

DHA-AA




KAHRAMANMARAŞ'ın Göksun İlçesi'nde dağlık kesime düşen helikopterin enkazından 47 saat sonra çıkarılan BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve 3 partilinin cenazesi bu sabah saat 09.15'de Kahramanmaraş'tan uçakla Ankara'ya gönderildi. Aynı kazada yaşamını yitiren helikopterin pilotu Kaya İstektepe'nin cenazesi dün akşam ailesi tarafından alınarak İstanbul'a götürülmüştü. Helikopterde bulunan 6 kmişiden İhlas Haber Ajansı Sivas muhabiri İsmail Güneş'i arama çalışmaları ise sürüyor.



Çarşamba günü Kahramanmaraş'ın Çağlayancerit İlçesi'nde partisinin düzenlediği mitingden sonra Yozgat'ın Yerköy İlçesi'ndeki mitinge gitmek üzere havalanan Muhsin Yazıcıoğlu'nun bindiği helikopter Göksun İlçesi yakınlarında 2 bin 500 metre yükseklikdeki Keş Dağı'nda düşmüş, önceki gün köylüler tarafından bulunan enkaza ekipler dün ulaşmıştı. Enkazı bulan köylülerin de yardımıyla sürdürülen çalışmalar sonunda 4 kişinin cenazesine ulaşılmış, en son, kazadan 70 saat sonra, helikoptere 5 metre uzaklıkta üzeri karla kaplı halde BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun cesedi bulundu.

Aynı helikopterde bulunan ve kazayı cep telefonuyla 112 Acil Servis'i arayarak haber veren İHA Muhabiri İsmail Güneş'i arama çalışmaları sürerken, dün enkaz bölgesinden alınıp, Kahramanmaraş'a getirilen Muhsin Yazıcıoğlu, BBP Sivas İl Başkanı Erhan Üstündağ, BBP Sivas İl Başkan Yardımcısı Yüksel Yancı, BBP Sivas Belediye Meclis Üyesi Adayı Murat Çetinkaya'nın cenazeleri sabah saat 07.50'de Kahramanmaraş Devlet Hastanesi Morgu'ndan alındı.



Bayrağa sarılı tabutlar morgdan omuzlar üzerinde çıkartılarak ambulansa konuldu. Yazıcıoğlu'nun tabutunu ise BBP Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Öznur ile partililer tekbir getirerek taşıdı. Cenazeler daha sonra Ankara'ya götürülmek üzere polis eskortu eşliğinde ambulansla havalimanına götürüldü. Cenazelerin nakli sırasında BBP'lilerle, `Alperenler' olarak adlandırılan partili gençler de konvoy yaptı. Polis de geniş güvenlik önlemi aldı. Cenazeler, özel harekat polisleri tarafından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla dün tahsis edilen THY'ye ait Boeing 737-400 tipi Efes adlı uçağın kargosuna konuldu.

Cenazelerin uçağa koulmasından kısa süre sonra Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer, kızı Firuze ve oğlu Furkan, kardeşi Yusuf Yazıcıoğlu, BBP Genel Başkanı'nın kayınbiraderi olan TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil ile birlikte havalimanına geldi. Havalimanında da gözyaşları sel oldu. Ağlayan bir kadın, "Devlet nasıl ulaşamadı?" diyerek feryat etti.



Bu arada, Özel Hayat Hastanesi'nde bulunan pilot Kaya İstektepe'nin cenazesi ise dün akşam yakınları tarafından özel bir uçakla alınıp İstanbul'a götürüldü.

Yazıcıoğlu'nun ailesi ve yakınlarının da binmesinin ardından THY uçağı Ankara'ya gitmek üzere saat 09.15 'de havalandı.

Cenazeler, BBP yöneticileri, TBMM Başkanı Köksal Toptan, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Abdülkadir Aksu, Necati Çetinkaya, partililer ve yakınları tarafından karşılandı.

Üstündağ, Yancı ve Çetinkaya'nın tabutları kortej üzerinden elden ele taşınarak Ankara Büyükşehir Belediyesine ait cenaze araçlarına yerleştirildi.



Daha sonra Yazıcıoğlu'nun Türk bayrağına sarılı tabutu tekbir sesleri arasında kortejde bulunan vatandaşların elleri üzerinde taşınarak cenaze aracına alındı.

Cenaze araçları, vatandaşlar ve BBP'liler tarafından oluşturulan konvoy eşliğinde Gazi Hastanesi morguna kaldırılmak üzere yola çıktı.

Esenboğa Havalimanı'na gelen BBP'liler bekleyişleri sırasında tekbir getirerek, dualar etti. Bu sırada bazı partililer, üzerinde Yazıcıoğlu'nun fotoğrafının yer aldığı ve altında "Ey sonsuzluğun sahibi sana ulaşmak istiyorum" yazan büyük bir pankart açtı.

"Üşüyoruz Başkan"

Ellerinde, "Türk milletinin başı sağolsun", "Üşüyoruz Başkan" ve "Seni beklemek güzeldi" yazan Yazıcıoğlu'na ait fotoğraflar da taşıyan BBP'lilerden bazılarının ağladığı görüldü.

Bu arada, MHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mansur Yavaş da havaalanında partililere başsağlığı dileklerini ileterek, partililerle kısa süre sohbet etti.

Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer, kızı Firuze, oğlu Kağan, TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil ve diğer ölenlerin yakınları da aynı uçakla Ankara'ya geldi.

Cenazelerin getirilişi nedeniyle Esenboğa Havalimanı'nda yoğun güvenlik önlemi alındı. Çok sayıda ambulans bekletildi.

Yazıcıoğlu için 31 Mart Salı günü TBMM'de tören düzenlenecek

Törenin ardından Kocatepe Camisi'nde cenaze namazı kılınacak. Yazıcıoğlu'nun cenazesi daha sonra BBP Genel Merkezi'ne getirilecek ve daha sonra Ankara'da toprağa verilecek.

<%EntryDate%> - <%EntryTitle%>

Kategori: <%EntryCategory%>
<%EntryBody%>
Yorum (<%EntryCommentCount%>) :: Yorum yaz! :: Bağlantı